31 Aralık 2014 Çarşamba

hala umut var


cok ozlemek ve sevmedigi bilmek....   keske butun sıkintılar biten yılda kalsa onunla birlikte bitse...

30 Aralık 2014 Salı

sınav



meğer sınav denilen şey aslında sadece neyi tercih edeceğin değilmiş
seçimin sonucunda girdiğin ya da girmek zorunda kaldığın yolda şikayet etmeden yürümek, razı olmak demekmiş.
zormuş çok zormuş...



2015



mutlu olmak istiyorum Allah ım...
ve bitmesin ömrüm boyu sürsün sevinçlerim ...
sonu hayal kırıklığı değil hep şükür olsun istiyorum..
nasıl olacak bilmiyorum...
ne olur her şey çok güzel olsun...



21 Aralık 2014 Pazar

aynı nakarat

aynı yerdeyim.. aylardır aynı yerde...
yoruldum, diyor aklım...
yeter, diyor..
boşuna bekliyosun, diyor
bazen zorla uzaklaştırıyor beni...
sonra bir çember çizip başladığım yere geri dönüyorum. gücü yetmiyor bi türlü..
duymuyorum ben beni ne beni ne başkalarını....
bir insan aynı yerde ne kadar bekler birini...
benimle gel diyenler umrumda değil...

sabah oldu akşam oldu. yanık acısı gibi duramadım önce yerimde sonra hissizleştim biraz...
güneş altında kaldım... yağmurlar yağdı, yapraklar döküldü... kış geldi...
ama hep aynı yerdeyim aynı zamanda...
çok kara kış gördüm ben...
bu içimi başka acıttı..

ölenler oldu...
hastalananlar...
bende çok hastalandım...
üzüntü kalbimi kararttı...

aynı yerdeyim..kendimi alıp gidemiyorum. yanında durup gülüp söylersem iyiyiz. yoksa vakit geçmiyor..
aynı yerde hep aynı yerde...
bakıyorum seviye yerlerde ses bir nida daha kıymetli olmuş.
şimdi başkalarına söylenenleri izliyorum..
bunu kendine niye yapıyosun, diyorum...
cevap yok...
iyice ezileyim istiyorum ki bu doku kaybı artsın acı hissi yok olsun.. umut bitsin...
bir daha kimse üzemesin beni...
bu bekleyiş ne için bilmiyorum..
aynı yerdeyim donuk güvensiz bir yüzle bekliyorum...
buna bir son ver diyen sesimi bir gün duyacağımı umuyorum..

şu kuruttuğum,sakladığım
güller kadar değerim yok biliyorum...




19 Ekim 2014 Pazar

ve karar verilir...



şimdi yerinden oynayan taşların yerine nasıl oturacağında bütün mesele ve boşlukların nasıl dolacağında ...
bende kendimle toplantı yaptım ve önce bir süre kendimle görüşmemeye karar verdim.
eğer belli sınavlardan geçemezseniz bu sınavlara tekrar tabi tutulduğunuz söylenir.
tıpkı oyunlarda bir level üste çıkmak için o bölümü geçmeniz gerektiği gibi işler süreç.
belli olayların aynı tarzda insanların aynı sinir bozucu durumların yaşanmasının sebebinin bu olduğu söylenir.

itiraf edeyim kafam kalın zahir olmooourr olmoouurr :)
her şey biraz yatışsın kafam da uşuşan şeyler yerine otursun.
ben bundan sonra biraz daha kendime saklayım olanı biteni çok konuşuyorum çok konuşuyorum.

1 Ekim 2014 Çarşamba

yds




Uzun bir kararsızlıktan sonra ki hiç bu kadar kararsızlık yaşamamıştım daha önce yabancı dil sınavına çalışmaya başladım. Eylül de girdiğim sınavdan 24 aldım. Sonuç felaket ama 20 doğru yapmışım diye bardağın dolu tarafını görüp mutlu bile oldum :)
Yol ortasında nereye gideceğimi, beni neyin mutlu edeceğini  hangisinin benim için hayır olacağını bilemeden epey düşündüm sık sık karar değiştirdim.
Kurs bahara kadar sürecek. İnşallah bu sefer çok iyi bir puanla çok şükür diyerek kazanırım. 
ikinci üniversite kayıtları başladı ama içimden gelmiyor nedense. karar veremiyorum daha doğrusu.
bakalım zaman ne gösterecek Allah tan hayırlısı. 

O da Evlenmiş :)))


Heee o da evlenmiş :))
Bu sene evlenen evlenene. Gülben Ergen evlendi ya malum. Çok sevindim ama. Bir kaç yıldır Tasavvufun da içinde onun da etkisi var tabi mutluluğuna mutlu olmamda. 
Tabi bir de daha önce mutlu olamamış ama hak eden insanların mutlu olması insanın içini ısıtıyor.
ohhh olsun Mustafa ya dedim. ohhh :)))



Bu arada evlilik furyasına Seyhan ın George Clooney i de dahil oldu. Hatun çok güzel değil ama alımlı bir tip. Allah herkesi mutlu mesut etsin...


17 Temmuz 2014 Perşembe

iyiyim dersen iyi olursun!! yazar burada kimi kandıryor


iyi değilim ama iyi değilim diyemiyorum. dışarıdan gayet normal görünüyorum. içimde bir curcuna. sürekli hesaplaşma. kabul etmeme.... "takma kafaya geçecek" lafının bana hiç bir tesiri yok. ah bilseler. 
"prensip olarak asla  kafaya takmam dediğim şeyi altı ay düşünürüm" de ki ünlü düşünür benim. 





13 Temmuz 2014 Pazar

terketmek mi terkedilmek mi



terkedilmenin insan egosunu yaraladığı için daha geç kabul edilip unutulduğu ile ilgili bir yazı okumuştum. ayrıldıysanız ve terkedildiyseniz "ben terkettim" deyin diyordu :) tıpkı kovulmadım istifa ettim gibi :)) terk edilmek insanı yaralıyor gerçekten. arabesk filmindeki şener şen in hastanede olduğu ve sürekli "terkedildim" diye aynı nakaratı tekrarladığı bölümü hatırlayın :D işte bu durumda şener şen in rolüne büründüğü kişiyi değil yan yatakta yatıp iyice deliren arkadaşını ele alacağız bugün :)


bir olayı yaşarken o olayın sadece sizin yaşamınızla ilgili olduğunu düşünmeyin. aynı olay kadaşlıklarınızı, dostluklarınızı, akrabalarınızı ve bilimum bütün alakadar çevrenizi sınar.
çoğunlukla da farkına varılmaz. "ne oldu anlamadım aramıza soğukluk girdi" durumu vuku bulur.
şimdi daha iyi fark ediyorum. bir sevgi sadece beni değil bütün çevremi bir sınava tabi tutmuş.
daha mütevazi yaşayacağım diye aldığım kararları, yaşama bakışımı, dostluklarımı vb. bir çok şeyi. o kadarla da kalmamış üstelik.


ben ben değildim sanki başka biri oldum. ilk defa bu yüzümü gördüm. kendi karar vermekte zorlanan atacağı her adımda kararsız bir yapıya büründüm. önceki yıllarda kendime sabırsızlığım yüzünden kızdığım olaylar olmuştu. okulda evlere şenlik bir hizmetlimiz vardı. sonra daha sabırlı olmadığım için kendime kızmıştım. çünkü bunlarda birer imtihandı ve ben pekte başarılı olamamıştım.


kendimi sabırlı bilirdim ama birine bu kadar tahammül edeceğim aklıma gelmezdi. böyle durumlarda yanınızda olanlar çatlıyor tabi :)
sevgi insan hayatındaki en önemli şey. sevginiz varsa tahammül var sabır var mutluluk var
sevilmediğimi anlayana kadar kimseyi bırakamam ben. bırakmadım da.
sonra fark ettim ki sevince de bırakamıyormuşum. üstelik bunun için özel olarak zorlanmama rağmen :)


ee tabi arkadaş faktörü bu durumlarda devreye giriyor. bozuk plak gibi aynı şeyleri cızırtılı cızırtılı tekrar ederken defalarca dinlemek kolay değil. üstelik sizin neredeyse hep olumsuz şeyleri anlattığınız kişiye tahammül dereceleri sıfırın altındayken.
hani evliyken annenize kendi çözebileceğiniz olumsuz şeyleri anlatmayın derler ya bu sanırım yakın arkadaşlıklarda da geçerli. çünkü hepsi aynı doğru açıdan yaklaşamıyormuş. mesela kendileri aynı durumda hiç de olmayacağı bir şekilde ahkam kesebiliyorlar. kendisi aykırı bir evlilik yapıp"aaa senden bunu hiç beklemezdim" gibi üstü kapalı kınama mesajlarına hiç girmiyorum :)
karşınızdakini sevmeniz için mutlaka bir şeyler vardır ki sevmişsinizdir kendi saf duygusu yanında. bu hep görmezden gelinir böyle durumlarda.

benim bir pişmanlığım yok. çok sevdim. insan sadece mükemmel olanı sevmiyor. bu başka bişey. eksikleriyle de kabul edebilir sevebilir olmadıktan sonra gerçek sevgi olmuyor ki. insan herkese aynı şeyi hissedemiyor. ben terketseydim sonra her ne olursa olsun pişman olacaktım. o da aynını düşünüyordu. bekledik. sonunda söyle artık deyince ...kendimi tutuyorum şimdi ama ilk gün rahatladı mı diye baktım ne yapayım. karne günü çocuklarla fotoğrafları var. belli ki gece uyumamış, üzgün. bunlar aklıma gelince affedeceklik oluyorum...aklıma kötü şeyler gelmesi gerekirken ve bunlar o kadar da bolken hep iyi şeyler geliyor mutlu anlar. ama bir yanımda kırgın çok kırgın parça parça kırık dökük. ben sevdiklerimi terk etmedim hiç Allah mecbur bırakmasın öyle denemesin beni inşallah.


böyle durumlarda zaten o sana layık değildi o seni hak etmiyodu teselli klişeleri yaygındır malum. içlerinden en merhametlisi hep mantık üzere konuşanı çıktı. üzüntüme dayanamayıp "ne olur üzülme bu kadar belki her şey düzelir. barışırsınız" dedi. hem çok şaşırdım hem içim ısındı. merhamet şefkat her gönülde ayrı güzel duruyor.
seyhanım sinir hastası olmadıysa da ramak kaldı ama savaş alanını terk etmedi. severim savaşçıları.
yalnız gözünde küçük şapşal bir çocuk gibiyim sanırım :)

evet insanın her ciddi sınavı dostlukları da şöyle bir gözden geçiriyor. arada kalanlar oluyor ve bu insana pek dokunuyor. fakat daha henüz atlatmış olmamama rağmen hatta çokça içinde olmama rağmen her insanın ömründe bir kere aşkı yaşamasını dilerim. insana insan olduğunu niye yaratıldığını çokça hatırlatıyor. yiyip içen maddesel bir varlık olmaktan uzaklaştırıyor.
ve fakat yine dilerim sonu da başı kadar güzel olur, mutlu olur.

12 Temmuz 2014 Cumartesi

ayrılıklar


Bu yıl o kadar çok değişiklik oldu ki.
Bloglardan birinde yaşlılar apartmanı diye bi yazı okumuştum. yazı da
"biz küçükken ananemlerin oturduğu yere yaşlılar apartmanı derdik. apartmandaki herkes yaşlıydı. şimdi bizler evlenip ayrıldık bizim apartmanlarımızda yaşlılar apartmanı olacak " şeklinde devam ediyordu.
Geç evlendiyseniz ya da henüz evlenmediyseniz fark edersiniz daha dogrusu siz giden degilde kalan olduysanız çokça....Oyun arkadaşlarınız, komşu çocuklarınız yani akranlarınız hatta sizden epeyce küçük olanlar bile evlenip gittiğinde bir ıssızlık hissedersiniz.
sanki her gidende, bir kişi değilde herkes gitti kimseler kalmadı hissi oluşur.
Arkadaşlarımdan biri taaa Sivas a evlenip yerleşti. Diğeri yine oraya pek de istemeden tayin istemek zorunda kaldı. Okulların ayrıştırılması sürecinde 8 yıldır birlikte çalıştığım arkadaşlarımdan ayrıldım.
Bu yıl ölümle gelen ayrılığı da yaşadık. Son olarak hiç de alakamız olmayan bir komşu daha memleketine göç etti.
Çevremizdeki sabit insanlar komşular yakınlar arkadaşlar özellikle belli bir süreğenlikten sonra insanda bir alışkanlık ve güven duygusu oluşturuyor.
Arkamı dayarım güveni değil bu. karanlıkta bile yolumu bulurum etrafta ne var biliyorum ya da düşünmeden nasıl giderim diye çarşıdan eve otomatik olarak yürümek gibi.
İnsan büyüdükçe ayrılıklar olacağını fark ediyor evet ve fakat bazı ayrılıklar daha çok yaralıyor.
Ah Züleyha  !
bütün saraylar zindandır şimdi, biliyorum
ve hiç bir kuyudan çıkıp gelmez beklediğin
biten günle beraber sende gözlerini yum
ayrı düşmek değil midir zaten ölüm dediğin ...

9 Temmuz 2014 Çarşamba

İstanbul ve yeryüzü hüznü avutacak gibi değil...


"ayrılığa ulaşabilseydik, ona kendi  acısını tattırırdık"

tarih tekerrür eder...


son bir buçuk yıla baktım twitter dan burdan facebook dan insan aynı tarihlerde aynı şeyleri yaşar mı ?
tarihler nasıl birbirinin aynı.
her şey öylesine soluk ki. 
kendimi biraz katılaşmış hissediyorum...

Mülk gibi söz de, ne senin ne benim.
Cümle gibi aşk da ne senin ne benim.
Söz de,
aşk da,
ne benim ne senin.
Bir yaz sabahına doğan ve su değdiğinde kokusunu salan kırmızı sardunya,
ağustos göklerinde başımın üzerinden geçen bulut,
mayıs gülü,
ışıklı nisan yağmuru
ne kadar Allah’tansa,
mülk gibi söz de ve aşk da
O’ndan.


her ne olursa olsun sevgi kadar güzel bir nimet yok yeryüzünde 
rızık deyince yanlız yiyecek sanmayın denir çok da doğrudur.
sevgi kadar güzel rızık azdır..

nazan bekiroğlu yusuf ile züleyhayı anlatırken benim söyleyip söyleyemediğim ne varsa çok güzel anlatıyor.
"ışık tek bir noktadan dağılır. İnsan o ki, O'ndan başkasını sevemez sevginin mahiyeti icabı. Sen tahtına yazıcı kimi oturtsanda, beşeri bir sevgili ya da cismani bir aşk gibi görünen hiç bir yol O ndan özgeye çıkmıyor aslında..."

24 Haziran 2014 Salı

"başkaları ne der" kadar duvarları yüksek bir hapishane yoktur



Eller ne der...
"Ne derlerse desinler aman canım banane" mi diyorsunuz ?
Emin misiniz ? :)

bir ortamda arkadaşlarınızdan birinin öylesine söylediği bir sözü (art niyetsiz ve hakaret vari olmayan) evirip çeviriyorsanız
sosyal medya ya bir foto atacakken "ay şöyle mi derler aman ne düşünürler" diye düşünüyorsanız
"cool görünücem"  diye kendiniz olmaktan çıkıp kırk takla atıyorsanız
sosyal kuralları kural olmaktan çıkarıp her adımı onlara göre atmaya başladıysanız
yakınlarınızdakileri işte onlar ne diyecek diye kırıp dökmekten kendinizle aynı kurallara uymaya zorlamaktan geri durmuyorsanız
sürekli bir şeylere uymaya, o duruma veya gruba uygun davranmaya çalışıyorsanız 

üstelik bütün bunları kanıksayıp normal görüyorsanız geçmiş olsun  ...

ve bütün bunların nasıl garip ve iğreti durduğunu muhtemelen fark etmiyorsunuz.

kasmaya gerek yok ...
kasmadan da olur...
pek güzel olur ...

karşınızdaki insanlar ne derlerse desinler sadece bir kaç dakika düşünürler o kadar...
değmez yani.

23 Haziran 2014 Pazartesi

bazen bir sey yapmanıza kalmaz ...

Cem Yılmaz 2014'e  bekar giriyor! Evlilik onu agresifleştirmiş miydi? Cansu Dere'ye mi dönecek?

geçen arkadaşlarla konuşurken fark ettim çok magazin seyretmiyor olmama rağmen ünlülerin dünyasında ne olup bitiyor biliyorum yenilerin değil ama eskilerin :)

konu eski Türkiye güzelinden açıldı. nasıl zayıf olduğundan. o kadar zayıf olmak yakışmıyor. ama eşi öyle istiyormuş. oysa Türkiye güzeliyken hafif balık etli güzeldi. onun yıllardır evini ailesini bir arada tutmak için çabaladığını biz çok mutluyuz mesajını vermeye çalıştığını düşünüyorum. boşanma dedikoduları vardı doğru mudur bilinmez ama şaşırmam da doğrusu. onlar evlendikleri vakit üzülmüştüm ben. esas oğlan şarkıcı kızımızı bırakıp onunla evlenmişti. haksızlığa uğradığını düşünmüştüm. 

aynı şeyi Cansu için de düşünmüştüm. Özgü içinde ... erkekler uzun süre birlikte oldukları kişilerden çeşitli sebeplerle ayrılıp ki bu sebepler ya evlilik korkusu ya biz anlaşabilir miyiz ? düşüncesi bla bla bla oluyor, hemen ardından bir başkasıyla aniden evleniyorlar. 

Fakat bu işlerde birinin en küçük ahı varsa ya da haksızlığa uğramışsa hemen bu dünya da acısı çıkıyor. 
meşhur bir söz vardır ya yuva yıkanın yuvası olmaz diye o söz aslında evlilik babında söylenmiş bir söz değil. birinin canını yakmışsanız er ya da geç aynı yerden kırıyor kader...

23 Mayıs 2014 Cuma

dünya kucuk derlerdi



Ömer : (arkadaşına bir şeyler anlatıyor büyüklük ölçüsü olarak dünyayı veriyor) 
öğretmenim dünya kadar diyorum anlatmak için daha büyük ne var sanki değil mi ?

ben : dünya aslında o kadar da büyük değil biliyor musun ?

Ömer: ne var dünyadan büyük ?

ben: diğer gezegenler var biz uzayda aslında küçük bir noktayız (ve uzun uzun uzay fotolarını galaksimizi inceledik ) gördün mü şimdi ne kadar büyük olduğunu dünyanın ?

Ömer: yani şimdi yurt dışına çıkmak istesek hemencecik çıkabiliriz yakınmış .

!!!!!


10 Mayıs 2014 Cumartesi

anneler günü saçmalığı


hani şımarık çocuklar olur tek albenisinin elindekini diğerlerinin gözüne sokmak olduğunu düşünen.
-bakkk bende ne var ohhh senin yok kiii diyen ...
şu anneler günü muhabbetini biraz buna benzetiyorum
kim ne ister kutlar canım dünyanın düzeni bu falan demeyin.
o kadar suyunu çıkarıyorlar ki insanlar.
bu bi taraftan medya ve ticaret erbapları yapıyor diğer taraftan öğretmenler.
herkes duysun benim çocuğum var bakın bana ne aldııııı 
herkes görsün annemle beniii bakın ne mutluyuz !!!

"dünyadaki en büyük yalnızlık annesizliktir"
sizin anneniz yaşıyor mu evlatlarınız hayatta ve sağlıklılar mı ? 
çok büyük nimetlere sahipsiniz kıymetini bilin şükredin tadını çıkarın ama başkalarının gözüne sokmadan.

her anneler gününde annesini kaybeden arkadaşlarımı görünce içim sızlar. 
gözlerine yalnız yaşayanların bildiği bir hüzün oturmuştur.

çocuklara anneler günüyle ilgili hiç bir etkinlik yaptırmıyorum. nispet yapmayı öğrenmesinler. anneye saygının başka yolları da var.

şimdi aklıma 2 hafta önce annelerini kaybeden komşu çocukları geliyor. 10 yıldır çocuk özlemi çeken arkadaşım geliyor. çocuklarını kaybeden insanlar geliyor. gizem, dilruba, mert... şehitlikte gün boyunca ağlayacak insanlar geliyor. 2 yıl önce feribot kazasında annelerini kaybeden hülya ve esra gülhan kardeşler geliyor. tabutların arkalarından ağlayanlar ...

sahi siz birileri ağlarken" canım ben mi ağlattım, bu düzeni ben mi kurdum" deyip mutlu olabilir misiniz? ya ağlayan siz olsanız sizin çocuğunuz olsa... sorusu bile iç burkuyor değil mi ? Allah böyle imtihan etmesin kimseyi.. lütfen suyunu çıkarmayın ...



3 Mayıs 2014 Cumartesi

bana biraz zaman ver


"sanki ev ev dolaşıp bütün kederleri toplamış gibiyim" 

sandım ki her şey güzel olacak
kaderim döndü, zorluklarda olacak ama güzelde olacak
mutlu olacağım...
bırakmıştım oysa yakasını beklemiyordum ki
bende bir yere aitim sanmıştım 
kalbim bir yere yuva yapmış yer etmiş sanmıştım
bütün bunlar ruhumu biraz daha arındırmış mıdır?
bu kadar acının bir sebebi olmalı

Fotoğraf: Ah ah..

sabır olmasaydı kalınabilir miydi yeryüzünde tek bir gün

7 Mart 2014 Cuma

City Hall




Dizi ile ilgili bütün yorumlarda bir iki bölüm sonra başlangıçtaki sıkıcılığın gideceği söylenmiş olmasına rağmen 
5 bölüm sonunda fikrim değişmediğinden bıraktığım dizidir. 
Baş rol oyuncusu adamı sevmedim at hırsızına benziyodu :) mimiksiz tuhaf bir yüz ifadesi, donuk ve kibirli bir duruş. izlediğim bölümler boyunca Kim sun ın gözlerinden ve alnından saçlarını açmak istemedim 
sevmedim bir şeyler eksik oyunculuklar kötüydü. 
Tavsiye etmiyorum 
Fakat bu işin uzmanlarından sayabileceğim seyhan nabrut ikilisi çok beğenmişler.
onları da bir okuyun derim ..

21 Şubat 2014 Cuma

we teach you love



film güzel ..
başlarda acaba başrol oyuncularının yerinde başkaları olsaydı daha mı iyi olurdu diye düşünmedim değil.
ama hanım kızımız git gide daha iyi iş çıkardı.
sanki ortam, ışık vb. şartlarda biraz oynama olsaymış sanki daha iyi olurmuş 
bir şeyler eksik durumu var.
fakat film gerçekten güzeldi. sıkılmadan izlenen akıcı romantik yer yer komik filmleri seviyorum
kızımız hoşlandığı kişinin dikkatini çekmek için bir çöp çatan şirketinden yardım istiyor
iki haftası var ...


efenim atalarımız ne demiş ava giden avlanır ;)

"Benden hoşlanmasa bile onu sevdiğimi hep hatırlasın..."  "anılar olmazsa aşkım hiç olmamış hiç yaşanmamış gibi olur" 


not: görseller google görsellerden ve yeppudaa.com dan 

17 Şubat 2014 Pazartesi

a gentleman's dignity



vuuuu bayıldım çok güzel bir diziydi. romatik komedi tarzındaydı. 
kim do jin  olan çekik gözlü harika bir oyuncu ...








4 arkadaşın hikayesi etrafında şekilleniyor konu. ama asıl kahramanlar kim do jin ve seo yi soo asıl kahramanlar çok tatlılardı :))


konu güzel tipler güzel akış güzel :)
eksiler yok mu tabee ki varr :) başlangıçta seo yi soo olan arkadaş çok abartılı oynuyordu sonra yüz ifadesi belirginsizleşti. yeni oyunculuğa başlamış izlenimi veriyor. birde filmde Mi A Ri olan kızımız bütün dizi boyu boyunca ağladı babam ağladı içimi oydu resmen :))
Mi A Ri nin en tatlı olduğu yer ise aşık olduğu avukatın yanında ona asılan iş arkadaşına gidip "sen hem güzel hem uzun boylusun üstelik birlikte çalışıyorsunuz hep ikinizin bildiği şeylerden konuşuyorsunuz ben seni çok kıskanıyorum böyle yapmasan olmaz mı ?" dediği ve seo si yoo ya akıl verdiği bölümlerdi  :)


gördüğüm en güzel evlilik teklifiydi. Parça parça düğünde kullanılacak taç, gelin çiçeği... sonunda da gelinlik :))



Mutlu sonnn:)) her film her dizi mutlu sonla bitsinn ...
nabrut tabi ki daha ayrıntılı ve güzel anlatmış meraklıları bilir.



seducing mr. perfect


Bir kore filmi. Filmde fedakar, özverili, kendini düşünen insanların neden aşkta kaybettikleri anlatılıyor. 
aslında bu tip insanlar sadece aşkta değil hayatın her alanında insanlar tarafından bolca kazığa maruz kalıyor :)
Esas kız patronunun bu yönüyle ilgisini çekiyor. Ona acıyan patronu tüyolar veriyor fakat kızımız iflah olmaz bir saf :) öyle görünmüyor gerçekten saf :)
Ardından patron onun asla değişemeyeceğini bizim anlatımımıza uyarlarsak bir murat 131 in 150 km hızla gitmesini beklemek gibi olacağını söylüyor ve iddiaya giriyorlar.
Kızımız eğer patronu etkilemeye çalışıyor. 
Bizim filmlerimizin aksine kızımız yeni giysiler yeni saç yeni makyaj ile işin içinden çıkamıyor aksine daha da komik oluyor.
filmin en güzel mesajı "beni böyle sev seveceksen" olmakla birlikte yukarıdaki tanımlamaya uyarsanız karşınıza çıkan iyi insanların bunu kullanmaması tamamen kaderinize bağlı kalacaktır.

Çok güzel bir filmdi. 
filmin kahramanını kendime çok benzettim doğrusu :))


8 Şubat 2014 Cumartesi

nefis bir terbiye nasıl olur

tasavvufla ilgilenenler az çok bilir 
insan meleklerden üstün şeytandan daha kötü olabilir
bu iki uç noktada serpilen ve sürekli deveran eden insanın yerini nefsi ile olan durumu belirler.
nefis terbiyesi ve katları ayrı konu

asıl hedef nefsi yok etmek değil kontrolünü ele geçirmek
amma ve lakin bu sırada terbiye edilmeye çalışılan daha doğrusu yanlış terbiye edilen nefis tabiri caizse ölezliyor :) yani ölmese de bişeyi kalmıyor.

ve ben önemli değilim, her şeyde hata karşılıklıdır, ben de şunu yapmasaydım, önce kendine hayır demeyi öğrenmek bunlar tek taraflı olduğunda size yeni imtihan kapıları açıyor.
diyorsunuz ki benim bu olayda şu hatam var karşınızdaki evet sen öyle yapmasan böyle olmazdı diyor :)
önce sen diyorsunuz karşınızdaki tabi ya tabi ki ben diyor :) 

bununla ilgili pek güzel bir hikaye vardır;
köyün birinde bir yılan köylüye musallat olmuş. köylüler dertli, yılandan huzur yok. saldırıyor, korkutuyor, kovalıyor, ısırıyor..
köyün bilgesine gitmişler: - bize yardım et, kurtar bizi bu beladan, demişler.
bilge bir gün yılanı yakalamış
yılan: beni öldürme yeter ki ne istersen yaparım, demiş
bilge kimseye zarar vermemesi karşılığında yılanı bırakmış.
gel zaman git zaman köylüler bakmış ki yılan onları görünce zarar vermeyi bırakın yolunu değiştiriyor, zararsız bir varlığa dönüşmüş. korkmayı bırakıp yılana eziyet etmeye başlıyorlar.
yılan bilgeye gidip: ben sana söz verdim ama bu böyle olmayacak insanlar bana hiç acımıyor. yerden yere vuruyorlar. herkesin maskarası oldum 
bilge yılana der ki: ben sana ısırma dedim. dişini gösterme demedim ki !!! 
demeki ki ya bu yoldan dönmek yok ya da dişleri muhafaza ve yerinde kullanım şart...

5 Şubat 2014 Çarşamba

mezun oldum :)



yüksek lisans bitti çok şükür çok şükür çok şükür
ben böyle rahmete maruz kalınca sanki sevildiğimi hissediyorum ve başka hiç bir şey bu duygudan daha fazla mutlu etmiyor, güven vermiyor bana..
şimdilerde arkadaşlarımı ben yüksek öğretmenim siz alçak diyerek gıcık etmekle meşgulüm :)))