23 Kasım 2012 Cuma

öğretmenler günü



bugün güzel bir gündü. bazen çok  önemli şeyler olmasa bile öyle hissedersiniz ya ...

bu resim olmasa ...
daha iyi mi daha güzel mi olurdu ? ne desem bilmiyorum...
aklıma binbir şey getirdi.. 
hüzünlü...
resimdeki iri kıyım kolları bostan korkuluğu şeklinde olan benim..
kolumun altındaki de pelin..
pelin dedi ki : yağmur yağıyor, üşüyoruz ama ben ıslanmıyorum sen beni koruyosun...
bir kaç gün önce maddi bir konu ile ilgili anneye kolaylık sağlamaya çalıştım. ama sanıyorum evde çok konusu olmuş..
bi taraftan üzüldüm.. bi taraftan bu zorlukları çocukların görmesi onlar içinde iyi diye düşündüm..

sonra aklıma kendi çocukluğum geldi...
                                                    ve hüzün kısmı artmaya başladı ...
sonra lisedeki öğretmenim bana resmen özel vakit ayırması, ders çalışmak bi yana destek olması ... 
"sana güveniyorum .." deyişi ...

nasıl bugünlere geldiğimi düşündüm...  
bazen ne çok şikayet ettiğimi, hayal ettiğim şeylerden...
insan, mutlu olması gereken şeylerden bu kadar üzülür mü?
bu da benim arızam işte...






21 Kasım 2012 Çarşamba

tırtıllar asla kahve rengi bot giymez

bir sabah erken 
henüz güneş doğarken 
rastladım botlarını henüz giymeye çalışan      
küçük şirin tırtıla dedim ;
ah tırtıl küçük yeşil tırtıl 
tırtıllar asla asla asla 
kahve rengi bot giymez ...




bu şarkı susam sokağından.. çok severdim. sonra birde felsefesi olduğunu fark ettim tabi yılar sonra 
ve bi ara yaşam felsefemdi... sonra daha köşesiz olmaya karar vermiştim ... ama bir kenarda duruyormuş meğer ...


bu çocuk şarkısı bende : aslında olmadığın bişey olamazsın ve aslında sana ait olmayan kalıplara giremezsin girersen kahve rengi ağaçta kahve rengi botla sana ait olanı göremezsin (kahverengini burada özellikle seçmişler) neysen o sun , adam gibi tırtıl ol....tarzında felsefi açılımlar yapıyor :)

önceki yayında "kim olduğunuzu biliyor musunuz " dan kasıt "sizin değerleriniz ne ? " idi aslında ...
yoksa gruba uyup topluluk ne yapıyorsa menfaatler ölçünsünde mi hareket ediliyor ?
- sadece ben böyle davranmıyorum onlarda yapıyor ?
anlayışı sadece çocuklara özgü değilmiş ...
ilginç ..
yola ayrımları geldiğinde neye göre kime göre davranıyoruz ? 
bize ait olana mı şartlara göre olana mı ?
sürüye uyamadım çok fena yalnızım ...
fakirim gururluyum bakalım nereye kadar :)

20 Kasım 2012 Salı

şu hortumlu dünyada fil yanlız bir hayvandır


"alice harikalar diyarında . bildiğimizin aksine bir çocuk kitabı değildir. bir matematik profesörü ve aynı zamanda bir rahip olan yazar , bu kitabı dönemin ingilteresini elştirmek için Lewis Carroll takma adıyla yazar.
kitabın başlarında alice aşağıya düşer ve bir tavşanla karşılaşır. önünde iki yol vardır, tavşana sorar: 
-hangi yoldan gideyim? 
tavşan bugüne değin duyduğum en iyi cevaplardan birini verir :
 -nereye gideceğini bilmiyorsan hangi yoldan gittiğinin hiç bir önemi yok .
tavşanın yanında diğer tavşanda ben olsaydım derdim ki : 
-aslında nereye gideceğini bilmenden daha önemlisi , 
kim olduğunu bilmen .
kim olduğunu bilirsen gideceğin yer değiştiğinde ortada dımdızlak kalmazsın ve nereye gideceğini çok daha iyi belirlersin " 1*

bu soruyu sormak zorunda kalacağınız çok olay çıkacaktır karşınıza sahi soruyor musunuz kendinize siz kimsiniz ?

1* yukarıdaki bölüm ahmet şerif izgörenin "şu hortumlu dünya da fil yanlız bir hayvandırdan " bir bölüm var yukardaki dizeler üzerine yazılacak, düşünülecek çok şey. 
bir anahtar niteliğinde ...
kitabı ve kitabın yazarının seminer ve videolarını tavsiye ederim.


16 Kasım 2012 Cuma

çok uzak yollardan




senin gökyüzünde benim yerim yoktu
kuru dallarında kanatlarım kırılıp koptu
senin toprağında benim evim yoktu
kader aynı sondu yazdığı son hikaye buydu
yanlış yerde geziyor bu kuş
bu yüzden yanlız uçuyor bu kuş








14 Kasım 2012 Çarşamba

bir kokoş var bende bende içeri :)

seyhan cığımın mimlerle ilgilendiğini görüp birde altta Orhan Gencebay şarkısı görünce sabahın köründe 
"n' oldu ki setüme" diye aklıma bir kurt düştü ."
aramam lazım" diye düşünürken şimdi çemkirir deyip yazmaya koyuldummm . 
aslında yazmasam iyiydi yaaa neyyyse :)



1.Sesinizin çok güzel olduğunu farzedin ve ideal sahne performansınızı tarif edin. (Hangi şarkıyı söylerdiniz, nasıl giyinirdiniz, size kimler ya da hangi aksesuarlar eşlik ederdi?)

farz mı edeyim ayol zaten çokkk güzel dinleyenlerde zevk yok ben ne yapayım :)
benim hayalimdir boynumda otrişş şöyle pofuduk pofuduk 
şarkı söylüyorum avaz avaz 
üstümde pullu taşlı bir elbise süslü mü süslü
arkamda şu ana kadar sesimin kötü olduğunu söyleyen herkes :) 
orkestra her şarkıya eşlik edecek kadar büyük 
(nedense aklıma gazino geliyo ) 
aşkın kanunu olsun şarkımda bu kıyafetle murat boz dan söylersem 
durum daha tuhaf olur :)

2.Özel bir gününüzde bir koro yada özel bir kişi sizin için sürpriz bir parça hazırlamış. Parçanın özelliği sizi tarif etmesi. Hangi parça olurdu bu?

mustafa ceceli sevgilim ya da yusuf güney iki romantik deli olurdu

çok seviyorum bu şarkıları özellikle ilkini

3.İçinizde kalmış, söylenmemiş bir takım şeyler var. uygun şartların bir araya geldiğini hayal edin. O kişiye (yarım kalmış bir aşk, kırgın olduğunu bir dost vs.) duygularınızı anlatabileceğiniz bir fırsatınız var. Ona hangi şarkıyla duygularınızı anlatırdınız?

yonca lodi emanet    ya da   ferhat göçer biri bana gelsin
                       gökhan türkmen yorgun

4.Sizi şu an okuyanlara göndermek istediğiniz parça?
olmaz mı :)
orhan gencebay albümünün en güzel seslendirilmiş parçası Zaram benim ne güzel söylüyo (çok dinlemeyin ayarlarınız bozulabilir :))



bende içimden şehirler geçiyor ve aynur u mimliyorum (aynurrr nerdesinnn)