4 Kasım 2013 Pazartesi

duaya ihtiyacım var



bazen dua edecekken aklıma Peygamber Efendimizin (S.A.V) "ayakkabılarınızın bağına varana kadar her şeyi Allah tan isteyin" dediği gelir. beni üzen şeyler için yardım dileyeceğim dua edeceğim zaman.

sonra aklıma haberlerde gördüğüm,  insanlar takılır. 
Kaza geçiren yakınlarını kaybedenler... 
sokakta kalanlar...
terk edilenler..

onları düşününce utanırım onlar içinde dua ederim elbet ...
ama ayırt da edemem bu edepten mi yoksa şeytandan mı?

çocuklarımı düşünürüm biri düşüp acıyla ağlarken diğerinin oyuncak istemesi olur mu?

bununda sonu yoktur lakin dünya durdukça birilerinin acısı diğerlerinden hep çok olacaktır.

derler ki insanın hiç bir sıkıntısı olmasa da kendine dert edecek bir şey bulur. 
çünkü o bu dünya ya ait değildir. ruhu sıkılır özlem duyar ötelere...

hayatımda ilk defa kaderin izlerini işaretlerini çözmek de karar veremiyorum ...

2 Ekim 2013 Çarşamba

okuldan kim korkuyor siz mi çocuğunuz mu ?


okullar açılalı malum 3 hafta oldu. Amma ve lakin yazmaya hiç vakit bulamadım.
Sınıfta düzenimiz hala oturmadı. İşleri bitirmeye çalışıyorum ama bitirmek şöyle dursun arkadan gelenler diğerlerinin üstüne birikiyor...

annelerin yazdığı bloglarda öğretmenleri mercek altına alıp yerden yere yaptıklarını görünce bir kaç nokta da bir şeyler söylemek hak oldu :)

çocukları okula uyum sorunu yaşayan veliler...


evde her şeyi kuralsızca çocuğun gönlüne göre yapıp 
neredeyse sıfır sorumluluk duygusu ile yetiştiren
aynı durumun sınıfta da devam etmesini isteyen
öğretmene sürekli akıl veren, ne yapacağını ondan iyi bilen
bir kaç kitap okuyup kendini pedagog sanan sevgili veliler çocuklarının sınıfa uyum sağlamasını aslında siz engelliyorsunuz...

kötü örnekler yok mu elbette var...

fakat siz önce şapkanızı önünüze koyup bir karar verin bakalım...
içten içe çocuğunuzdan ayrılmak,
üstelik çocuğunuz için dünyanın merkezi sizken birden sizden kopmaya başlaması,
kendine yeten biri haline geliyor olması, ilk defa sizin yavrunuz değil de bir birey olarak topluma karışması 
size zor geliyor, sizi endişelendiriyor olabilir mi? 


bu işi çözmenin tek yolu var.
öğretmene güvenmek ve önerilerini yapmak.
gerçekten bir problem varsa eğer bunu anlamak da mümkün.
belli bir sürenin ardından çocuk sınıfta siz gittikten belli bir süre sonra susup okuldaki aktiviteleri yapıyorsa,
siz çocuğunuzu almaya geldiğinizde çocuğa ilk sorunuz "ağladın mı bugun?" se 
üstteki pragrafı okuyup bir kez daha düşünün...

ne yapacağınızı samimiyetle merak ediyorsanız öğretmeniniz size bu konuda yardımcı olacaktır.
ama siz bunu merak etmiyor sadece suçlu arıyorsanız şapkanız başınızda yanlış yerde arıyorsunuz bilginize :))

not: görseli netten alıntıdır.

16 Eylül 2013 Pazartesi

Mutluluğun Öteki Yüzü



"Bizim duvarlarımız farklıydı. Görünmez duvarlar.
Işık alan, hatta havanın bile birer yanılsamasıydı. Görünmez ve bir kadeh kadar kırılgan bir yanılsama.
Görünmeyen bir güç sizi o duvarlardan birinin içine iter, böylece attığınız her adım sizi ve yanınızda yürüyen kişiyi yok eder."

Bir kitaba etkili giriş yapmak kitabın okunurluğunu çok önemli oranda etkiliyor.
Kitapların arka kapaklarını okuma tercih ederim..
İyi ki okumamışım konuyu baştan görseydim fazla üzüntülü olacağını düşünüp okumazdım ama kitap ağır dram modundan çok gerçekler gerçek duygular gerçek değerlendirmeler üzerinden gidiyor..
Kahraman durumları sadece kendi açısından değerlendirmiyor.
Sadece "ben" "benim mutluluğum" demiyor...
İşte asıl hikaye de böyle başlıyor...

5 Eylül 2013 Perşembe

Çekilişşşşşşşş son 3 gün













coşku minik tomurcuklar 8 li eğitim seti 4-5-6 yaş için son bu sene yeni çıkan programa göre güncellenmiş olmamakla birlikte programdaki değişiklik sadece etkinliklerin uygulanma şekli ile ilgili olup eğitim sisteminin içeriği dolayısıyla verilen eğitim öğretimin içeriği de aynıdır. kafanız karışmasın yani :))

çekilişe katılmak için blogumun izleyicisi olmanız yorumlar kısmına istiyorum yazıp mail adresinizi yazmanız ve yeterlidir. mail adresinizi yazmak istemiyorsanız bloğunuz izleyiciye açık olmalıdır ki size ulaşabilelim.
facebook, tweeter dan duyuru yapmanız halinde 2 kere
bloğunuzdan duyurmanız halinde 3 kere çekilişe katılma hakkı elde edeceksiniz 
sadece kendi çocuğunuz için değil ihtiyacı olan biri içinde isteyebilirsiniz. bekliyorum herkesi 

4 Eylül 2013 Çarşamba

TanrıÇa





efendimmm  adı hariç güzel roman. yunan mitolojisi ve bilim kurgu iç içe geçmiş
süprizlerle dolu ve sonu tahmin edilemez olması en iyi yanı. 
dil ve anlatım da iyi...
serisi varmış umarım diğerleri de aynı tattadır. 
bakak görek..

30 Ağustos 2013 Cuma

düŞes



bu kitapta yine dönem romanı sevenleri için belki iyi olabilir. ama bu kitapların çevirilerinde mi problem var yazarda mı bilmiyorum. konular iyi çünkü roller iyi ama bir tudor serisindeki akış yok. sonunu merak ediyorsunuz ama kitapları okumak zor geliyor. 
şöyle bir baktım galiba filmi var ona da bakayım bildirim yaparım efem :) 

24 Ağustos 2013 Cumartesi

Şahane bir kadının gizli günlüĞü



olaylar 1800 lerin başlarında ingiltere de geçiyor. orta çağ aristokrasisi beni her zaman baymıştır.
fakat bu romanla anladım ki evet seyhan eskiden yaşasaymış asiller grubundan bir kostes, ne bileyim bir leydi neyin olurdu.

insanlar sadece toplumun durumuna göre davranmıyorlarmış bence. o ruh halindeki insanlar aynı çağda yaşadığı için toplumun yapısı öyleymiş. 
işte bizim roman kahramanı miranda da pek o çağa ait değil.

ama seyhan öyle mi o tam da o vakte uygun :)) ahhh o bir şato da olmalıymış :)) bütün ritüelleri eksiksiz ve büyük bir zevkle yerine getirirdi.

burada bir anımızı anlatmadan geçemeyeceğim
seyhan diyor ki : ben eskiden yaşasaydım kesin şatoda ya da sarayda yaşayan asil biri olurdum
ben düşünüyorum : ben eskiden yaşasaydım yani o çağda yaşayan biri olsaydım kesin şatoda hizmetçi olurdum :)))
bi kere o ruh bende yok, ben hayatı basit yaşayan biriyim. gereksiz ritüeller için  hayat çok kısa, bu insanlar sadece gel keyfim gel.

gel gelelim bende ağabeyime 
- kahvaltı saati geçti lordum. üzgünüm kaçırdınız bu hiç de kabul edilecek bir şey değil umarım bunun farkındasınızdır desem
karşılığında da 
- ah evet bunun için kendimi affetmem zaman alacak, çok üzgünüm, dese hiç de fena olmazdı :))

kitabın konusu iyi güzel. fakat 180 syf kadar lafı uzattıkça uzatan yazara insanın çemkiresi geliyor. 
sırf seyhan - ben biliyodum kusur bulacağını her şeye kusur bul, sesi yankı yaptı ondan devam ettim. tabi birazda merak.
400 sayfalık kitap biraz daha ustaca yazılsa ya da çeviri biraz daha güzel yapılsa böyle sakız gibi uzamasa hiç de fena değil aslında... 

kabalığım için beni bağışlayın, bu tür aşırı kibarlık bendeki çok az olan amiyane yönü ortaya çıkarıyor :))  

not 1: kadın şahane değil ama çekici, bütün kitap boyunca kadını eziklediler 
not 2 : ortada günlük neyin yok boşuna beklemeyin
not: 3 : bu kitaptan çok sayıda post çıkar dönemim özellikleri başta olmak üzere yazıdan da anlaşılabilir

23 Ağustos 2013 Cuma

çalıkuşunda kimler var kimler

madem bana da zorlama olmadan bir pas attığınız bari yazayım :D 

feride rolünde türkan şorayın hiç olmadığını daha önce söylemiştim. 
türkan sultan ın yerinde selvi boylumda , sultan filmlerinde nasıl bir başkası olmazsa , çalıkuşunda da türkan sultan olmamıştı. çok feminen kalmış


feridenin dışardan görünen sert, fazla alaycı, umursamaz yapısına karşın içinde barındırdığı narin, duygusal kadını canlandırmak zor. aynı tadı vermek hele aydan şenerden sonra zor .
aydan şener role cuk oturmuştu.

kenan kalav a pek diyeceğim yok .
seyhan gibi ihsan karakterine de hiç takılmadım
munise kitapta sarışındı mesela ama mine çayıroğlu çok iyiydi.
bence fiziksel özelliklere çok takılmamak lazım
seyhan der ki kıvanç tatlıtuğ olaydı
kamran çok soğuk yapıda bir karakter değil ki mesela kıvanç ta yapı olarak bir soğukluk var. bence o hiç olmazdı.
bakış, duruş daha önemli. alttaki bakışa bakın hele :))
veeee evett burak özçivit bence çok iyi duruyor şimdilik. ondan pek şüphem yok

amaaaaaa
fahriye fiziksel özellikler ve duruş olarak iyi olur gibi görünmesine rağmen ses tonu ve mimikler açısından biraz endişeliyim

bakın merve boluğur aslı enver bile düşünülmüş .... olabilir miydi ? kimbilir deneme çekimi yapmışlardır zaar 
görende filmin yapımcısı benim milyın dolar yatırım yaptım castı da biz kuruyoz sanır :))))))))

tek temennim diğer dizilerde olduğu gibi diziyi daha entrikalı daha uzun yapmak için içine abuk sabuk eklentiler yapıp rezil etmemeleri ....

21 Ağustos 2013 Çarşamba

Çalıkuşu dizisine montaj



"Evet her şeye rağmen seviliyordum, sevildiğimi de bilmiyor değildim; fakat bu bana kafi gelmedi. 
istedim ki çok, pek çok sevileyim, 
kendi sevdiğim kadar ki değilse bile - çünkü buna imkan yok - ona yakın sevileyim. 
bu kadar sevilmeye benim hakkım var mıydı? 
zannetmem kamran...
ben küçük, cahil bir kızdım.
sevmenin kendini sevdirmenin de bir yolu var, değil mi kamran?
halbuki ben bunları hiç, hiç bilmiyordum...
....
ben seni sevmesini senden ayrıldıktan sonra öğrendim. hatta yaptığım tecrübelerle, başkasını sevmekle sanma sakın. gönlümün içindeki derin, hazin, ümitsiz hayalini sevmekle...
....
bütün olan geçen şeylere rağmen sen yine bir parça benimdin; ben bütün ruhumla senin.... "

sevgili yazar arkadaşlarım reşat nuri güntekin in çalıkuşu romanı ile ilgili bir yazı dizisi hazırlamışlar. benim geç haberim oldu . çatladım tabi :) 
diziye tam yetişmem mümkün değil ama ben de en azından bu yazı ile biraz duygularımı aktarmak isterim.

roman okumaya reşat nuri nin yaprak dökümü ile başladım.
ardından çalıkuşu ...
bana okumayı sevdiren o oldu.
kadın ruhunu bu kadar iyi okuyan başka bir erkek yazar anımsamıyorum 

feride nin saf, çıkarsız içinde günümüz ifadesiyle "mantık" barındırmayan sevgisi okuyan herkesi mutlaka etkilemiştir.

dizi ya da film olarak herkesin yakışması romanın tadını vermesini beklemek zor.
ama aydan şener in oynadığı dizi en iyisi bence 
türkan şoray hiç olmamış bence feride o kadar göz süzen bir tip değil ya hu :))

şimdilerde yeniden çekileceği söyleniyor. güzellik olarak evet fahriye evcen uygun gibi ama onun ses tonu ve mimikleri açısında biraz endişeliyim.

doğru kadro ile olursa reytingleri alt üst edeceğine de eminim.
ve fakat içine diziyi uzatmak için türlü atraksiyon katıp kitabın aslını yaprak dökümünde olduğu gibi dallasa çevirmemeleri gerekiyor ki bunun çok önemli olduğunu düşünüyorum.

asıl yazı dizisi ile seyhan ve nabrutta :)
http://seyhandan.blogspot.com/2013/08/resat-nuri-gultekin.html
 http://nabrutvebiz.blogspot.com/2013/08/part-1-resat-nuri-guntekin.html#comment-form

18 Ağustos 2013 Pazar

akıl oyunları



insan düşünceleriyle, hayalleriyle ne kadar ileriye gidebilir
peki hayallerle gerçek arasındaki o ince sınırı ayıran aklın devre dışı kalması mı ?
"rüyalarımızda kabuslarınızda aynı hayaller gibi beslersek canlı kalırlar." 

"hep sayılara inandım içinde bir mantık olan denklem ve hesaplara.
ancak hayatım boyunca onlarla uğraştıktan sonra mantık ne dir ? diye soruyorum. buna kim karar veriyor. mantıklı nedenler yalnızca ama yalnızca gerçek sevginin gizemli denkleminde bulunabilir...
sen benim mantığımsın ...."

yanınızda sizi her durumda seven birinin olması elbette ki harika ...
sevdiklerimizle denenmemek dileğiyle...

güzel film 
 müthiş finallere bayılırım ;)

kelebek etkisi



yaşamda geriye dönme ve bazı olayların akışını değiştirme şansınız olsaydı her şey düşündüğünüz şekilde mükemmel olur muydu?
ya da bu olağan üstü büyük ve karmaşık yapbozun bütün parçalarını bir anda hesap ederek yerleştirmek mümkün olur muydu?

nedenini sürekli sorguladığımız bazı olaylar belki de parçaların yerleşimi ile ilgilidir kim bilir..
hem bizim hayatımızda hem de ilgili diğer hayatlarda..

burada aklıma o çok özel sözler geliyor.
"bir film yönetmeni bile bir sahnede fondan geçen insanları bile sebepsiz seçmeken
Allah ın yaşamımızda olan biten olayları karşımıza çıkan insanları sebepsiz öylesine seçmesi düşünülebilir mi? "

film 3 lü seri ..
1.mükemmel 
2.beğenmedim birinci çok tuttuğu için öylesine çekilmiş sanki 
3.izlemedim   :) iyi seyirler izlemeyenlere...

4 Ağustos 2013 Pazar

bazı şeyleri oluruna bırakmak onlara sarılmaya uğraşmaya göre kat kat güçlü bir eylemdir.



hani çocuklar bir şeyi alıp bırakmazlar ya benim de benim,  diye 
aynı onlar gibiyim
ağlıyor zırlıyor bağırıp çığırıyor ama ısrarla bırakmıyorum
kendimi yoruyor, eziyor, ezdiriyor ama bırakmıyorum
yerlerde sürünüyor, etrafımı da rahatsız ediyor bırakmıyorun
kendime telkinler veriyor, verdiriyor, o kötü at diyor dedirtiyor ama bırakmıyorum
bana bakıp dalga geçen kıymetlime aldırmıyor bırakmıyorum
içimde sürekli bir şeyler kırılıp dökülüyor gene de onu atacak kıymetini yok edecek kırılma gerçekleşmiyor

yalvarıyorum kendime ne olur bırak 
bırak artık 
ne olur 
nasıl bırakmalı ne yapmalı....
içimdeki çocukla baş edemiyorum 
insanlar içlerindeki çocuğu böyle mi yok ediyor ?
böyle böyle mi susturuyormuş...

2 Ağustos 2013 Cuma

bu yollar nereye çıkacak.......




cennetin kapısında bekleyen meleğin ismi Rıdvan
Rıdvan:  razı olan demek
cehennemin kapısında bekleyen melek Malik
Malik: sahip olan demek

cennete girenler "razı" olanlar olacak
cehenneme girenler "bu benim" diyenler olacak 

bu benim dediğiniz an korumaya almaya korumaya başlıyorsunuz.... insan, eşya, ilim, güzellik ... neyse...  
"benim dediğiniz an" kaybetme korkusu başlar... araya giren hırslar, kontrol etme duygusu size asıl "meseleyi" unutturabilir....

insanın kendini cehennemde hisseder ya bazen..
Allah diyor ya Kuran da " her kul cehenneme uğrayacak"

dünyada da cehenneme uğrayanlarımız var...
acılarla, kayıplarla, sınavlarla...
bazen kendi kendimizi cehenneme atıyoruz..
kaderin getirdiklerine tam rıza göstermeyerek...
huzur Allah ın huzurunda olmakmış...

kadere gösterilen rıza ile içimizdeki  cehennem cennete de dönebilir öyle de kalabilir ...

yukardaki bölüm cemalnur sargut un balçiçek pamirle sohbetinden alıntılardan oluşuyor.

içimde hemen her tabakasına girip çıktığım bir cehennem var ..
nefis öyle kuvvetli ki çıkmıyor ben benden...
hallettim sanmıştım meğer bir adım yol alamamışım 
meğer ben çok sabırsızmışım...

sürekli bağlanacak yer ararken asıl sevdiğimi çok mu gücendirdim acaba...


24 Temmuz 2013 Çarşamba

sami abi sen buna bi çözüm bul


...
yok yok sevmiyorum
sevmiyorum sevmiyorum
biz arkadaşız
sadece arkadaşız
o benim arkadaşım
sadece arkadaşım
şimdi gitsin....
biraz daha kalsın
hep kalsa olmaz mı
mutlu olsun
mutsuz olmasına kıyamam ki.....

15 Temmuz 2013 Pazartesi

Emrin Olur...

video
uzaktan sevmek nedir hz. vahşiye sorun...
görmeden sevmekten başka bir şey bu..
görmek ama yaklaşamamak ...
bakmak ama konuşamamak ...
sadece uzaktan sevmek, seyretmek, ağlamak...

öyle güzel yazılmış ki insan içinde hissediyor bütün bu acıyı...
hz. vahşi nin dilinden Efendimiz e yazılmış...
uhud savaşında hz vahşi henüz müslüman değildi ve Efendimiz in çok sevdiği amcasını pusuya düşürüp şehit etti..
bir süre sonra müslüman olup af diledi. Efendimiz kendisini affeder ama görmek istemediğini söyler...
hz. vahşi yıllarca sohbetine katılmaz hasretinden yanar tutuşur... bu ezgi onun dilinden yazılmıştır..
Efendimiz e neden lanet etmediği sorulduğunda "miraç da hamza ile ikisini kolkola cennete girerken gördüm" der.
hz. vahşi yıllarca ne yapsam da kendimi affettirsem, yüzüne bakabilsem, diye düşünür... Efendimiz ölünce ortaya çıkan yalancı peygamberi öldürmek ona nasip olur. o sırada hem Efendimizi hem de hz. hamzayı görür kendisine gülümserler... 
hz. vahşi artık utancından gidemediği "O na layık olmadan giremem" dediği Efendimizin kabrine girebilmektedir...

11 Temmuz 2013 Perşembe

Bir Cihan Kafes



neresinden başlamalı bilmiyorum anlatmaya bu kitabı
kitabından mı...yazarından mı ...
iclal aydın ın ilk romanı olmasına rağmen çok çok güzeldi ... o kadar ustaca o kadar güzel yazılmış ki nice ünlü roman yazarlarına taş çıkarmış... 
evet hepimiz benzer acılardan benzer ayrılıklardan benzer yollardan geçiyoruz..
fakat çok azımız durup bunlar üzerine düşünüyor ve çok daha az insan bunları bu kadar güzel anlatıyor...
"ah kimselerin vakti yok durup ince şeyleri anlamaya" dediği gibi şairin
"düğümlenmiş bir yün çilesiydi hayat" ve "her hikayenin kanı kendi damarları içinde akarken başkalarının rüzgarını, yağmurunu ve ne yazık ki kurşununu da isabet alır kimi zaman..." dediği gibi iclal in...
ve hatta bazen kendi hikayesinden çıkıp başka birinin hikayesinin içine giriyor insan...
işte benim için tam o yıllardı liseyi yeni bitiriyordum ve kendi hikayemden çıkıp bir başka hikayenin içine girdiğimi yeni yeni fark ediyordum.. "nasıl ki koza kelebeği bilmez halbuki kaderidir onun kelebek olmak.. ama eğer cesaret ederse sıkışıp kaldığı yerden özgürlüğe kanat çırpar.. işte budur insanoğlunun kaderi" der gibiydi hayat...
iclal gülümsüyor anlatıyor her şey güzel olacak diyordu
ilk yayın hayatına başladığı yıllarda hbb tv de izlemeye başladığım ışığına, hayatı anlatışına hayran olduğum her  çıktığı programda her yaptığı işte takip ettiğim, ne çok sevdiğim bilindiğinden doğum günlerimde hediye olarak kitapları alınan bu kadını evet hep çok sevdim. 
bazen azalarak bazen çoğalarak ...
" aşkta mesele şu ki ... o dönme dolap, adı üzerinde dönüyor... yükseliyor... alçalıyor... ama sen hep en tepedeki halini anımsıyorsun..."
sevgide de böyle aslında...
hissettiklerimizi nasıl güzel anlatıyordu. hayatının hemen her köşesini bildiğimden, nerelerden kimlerden nasıl alıntılar yaptığını bunları karakterlere nasıl anlattırdığını da bildiğimi düşünüyorum..

en güzel aşk hikayelerinin nasıl şekil değiştirdiğini, yakın bir dostun bazen insanın nasıl da ailesi olduğunu, bir hikayenin tarafların her birinin gözünden bakıldığında nasıl da şekil değiştirdiğini, suçlu "bu" dur dendiği anda tarafların nasılda kurban olduklarının ortaya çıktığını , hiç bir şeyin göründüğü gibi olmadığını göreceksiniz. insan ne istiyordu, bir çocuk bir kadın ne isterdi...sevgi sadece sevgi... bu olmazsa nasıl bir canavara dönüşür göreceksiniz... mutlaka okunmalı bugüne kadar okuduğum en güzel 5 kitaptan biri oldu.

kitapta hiç azalmayan tamam böyle gidecek derken insanı tekrar tekrar şaşırtmayı başaran bir akış var...
mutlaka ama mutlaka filmi çekilmeli bence ...

bu arada sonda birşeyler yarım kaldı hissi var ya işte o kitabın devamının geleceğinden ;)) en can alıcı noktaları söylemeden geçemeyeceğim
fırtına herkesin başında eser ama sadece bazılarının çiçekleri dökülür.
öleceğini bilen tek canlı, insan. ama unutuyor...
ölümü unuttuğun gibi unutsan ya o adamı..
ısrarlı mutsuzluk günahtır... isyandır...şeytanın nereden nasıl geleceğini bilemezsin.. kılık değiştirir...sen dua et kuzum...Allah dua eden kulunu güçsüz yalnız bırakmaz.. geçsin artık bitirmeyi bilin kederinizi...bir cihan kafes işte...geldin...kondun. kırıldı kanadın, yoruldun. nefesin bitti, gözünü yumdun. hepsi bu....

8 Temmuz 2013 Pazartesi

teselliler kitabı



konusu çok güzel fakat bir şeyler eksik sanki...
yazarın kafası karışık da tam toparlayamamış gibi...
güzel bir manzara ışık yetersizliği yüzünden görünmüyor gibi...

"insan insanın kurdu değil tesellisidir ..." evet 
"başlarına bir sıkıntı geldiğinde birbirlerine sabrı tavsiye ederler.." ve bu tavsiye insana ne kadar iyi gelir anlatamam..

bu konuda yazılan en güzel eser "musibetler ne söyler" bence ve muhammet bozdağın kitaplarından istemenin esrarı ile sonsuzluk yolculuğu..

dün cemaynur sargut un bir röportajını okudum..
annesinin cenazesinden gülüyordu bana da tuhaf gelmişti. eleştirilmiş.
o kadar büyük bir teslimiyet var ki..
babası hapse düştüğünde annesi 

 “Ay ne güzel, Hz. Yusuf’a eşlik ediyoruz. Çok şükür Allah’ım” diyerek secde etti ve bunun Allah’ın bize sunduğu imtihanlardan biri olduğunu anlattı.

diyor..
yani teselliyi tamamen Rabbin de bulmak daha da güzel olsa gerek...

"derman aradım derdime derdim bana derman imiş
burhan aradım aslıma aslım bana burhan imiş..."

28 Haziran 2013 Cuma

YaĞmur Sonrası



önemli bi karar veriyorsunuz ama içinize sinmeyen bir şeyler var...
ya doğru değilse ya daha iyisi olacakken kaçırıyorsam olacakları 
ilk bölümde diyorsunuz ki evet insan içine sinmeyen bişeyler varsa vazgeçmeli 

sonra zamanla fark ediyorsunuz ki çok doğru düşünmüşsünüz sadece iyi olmak ya da şartların uygunluğu yeterli değil. 
sevilmek ve sevmek yeterli değil...

ama hayat öyle akıyor ki nankörlük etmek bazen elinizdeki gül gibi fırsatları da kaçırmanıza sebep olabilir 

derken bütün bu genellemelerden aslında hiç birinin tam olarak doğru olmadığını görüyorsunuz... 

"umut tükenmiş görünse de ikinci şans her zaman vardır ..  
ya yoksa"

umut ve şüphe değil mi insanı hem hayata bağlayan hem hayattan alıkoyan..

kitabı böylesine güzelleştiren de bu galiba..

yalnız dikkatlerden kaçmaması gereken nokta sizin gerçek dostunuz olarak gördüğünüz kişiler de sizin onları gördüğünüz gibi görüyor mu sizi...

eşler değişebilir ama arkadaşlık bakidir. arkadaşlarınıza anılarınıza iyi bakın...
yıllardan yollardan sonra yine onlarla baş başa kalabilirsiniz.
not: arkadaşları konusunda bu şekilde davranan tek arı kişi benim sanırdım. romandaki kahramanda kendimi buldum bu konuda :)) 
Allah aynından ve beterinden saklasın ...



23 Haziran 2013 Pazar

beraat kandili 2013



kandiliniz mübarek olsun dualarda unutulmamak dileğiyle...
Rabbim güzel yazılar yazsın hepimize...

10 Haziran 2013 Pazartesi

haberin var mı ?

sınavlarım bitti. 
bu yılı dinlenme aralarımda ders çalışarak geçirdim.
maksadım kafam meşgul olsun üzülmeye vakit kalmasın, beni hayata bağlayan bişeyler olsundu.
fazlası oldu...
insan hayatında her şey birden bire değişiyor..
tatmadığım duyguları da tattım.
amma ve lakin dünya hayatında her şey benim için tadımlık galiba :)
ben kesin suyunu çıkarırım diye böyle sanırım
mutluluğu da mutsuzluğu da zerrelerine kadar hisseden biri için olgunluğunu korumak zor olurdu 
gökteki yıldızlardan, yerdeki papatyalardan, serin esen rüzgardan, akşam güneşine bakmaktan, denizi akarsuları görmekten, sevdiği insanlarla yan yana olmaktan ve bunların çoğunu çok kısıtlı yapıp, dünyayı 4 duvar arasında geçirerek bile son derece mutlu olan biri için hayatın 4 çeker gitmesi belki de benim kadar neşeli bi insan için iyi olmazdı kim bilir. 
kim olduğumu, bu kadar zorlukla iç içe olmasam kendi hayatımı yaşıyor olsam "nasıl olurdum" u merak etmeye başlamıştım. kendi hikayemden çıkalı uzun zaman olmuş kendimi unutmaya başlamıştım.
hatırladım...
ben çok neşeli bi insandım...
ve fakat yolcu olduğumuz bu dünyada "Allah, hüzünlü kalbi sever.." belki de kalbim O nunla birlikte olmazdı bu kadar kim bilir...



not: başlıktaki yazı coşkun sabah ın seyhan ın çok sevdiği !!! şarkısıdır :))
haberin var mı seni çok sevdiğimden 
haberin var mı yüreğimin sesinden... diye devam eden sabah kalktım aklımda dönüp duruyor zaten dalgalı olan kafamı iyice eziyor...

9 Mayıs 2013 Perşembe

bir daha söyleee :))


sabah sınıfa girince betül ile aramızda geçen diyalog : 
"öğretmenim çok güzelsin" 
"betülcüm sen de çok tatlısın"
"tatlı mıyım? tatlı dedi bana, öğretmenim bi daha söyleee"
"çok tatlısın çokkk"
"bir daha bir dahaaaa hadi" 
ben sıkı bir kahkaha attım 
seda sayan "seviyor musun" "seviyorum" "bir daha söyle" şeklindeki şarkıyı yazmasa biz yazacaktık 
sadece o mu geldi aklıma bunun bir de kadir inanır lı versiyonu var 
"seviyorum de"  
"hayırr" 
"seviyorum deee"
"hayır"
"seviyorum deee"
"seviyorum"
"yalan söylüyorsunnnn?" 
:)))) :)) 
çokk tatlılar çokkkkk

26 Nisan 2013 Cuma

gitsen başka düğüm kalsan başka







"halimi anlatacak sözler yazamam artık 
bu kavruk mektuba 
rüzgardan yan yatmış otlar koydum
gerisini sen anla..."

"hepsi budur; kenardaki otlar
yüzüm suya bakar benim, suya dalar çıkar
bu göl;içinden bir ömür geçirdiğim dünya
bu durduğum peşim sıra büyüsün diye rüya
bu gördüğün göl kadar bir de işte kenardaki otlar
kuğuysan yeminliysen bir ömür bir aşka
diyeceğim; gitsen başka düğüm kalsan başka..."



1 Nisan 2013 Pazartesi

gün ola harman ola

geçen yıl bu vakitler ki yazılarıma baktım yalnız benim anladığım kodladığım şeyler gelip döküldü önüme,

vasfiye teyze var yalan dünya da " ne çektin sennnn" deyip duruyor :)) bana diyor sanki :))
ahh ahh şimdi bir çok şeyi çözmüş ama yerlerine oturtamamış durumdayken sadece 

"ey Rabbimiz bizi doğru yola ilettikten sonra kalplerimizi kaydırma..."
ayeti çıkıyor karşıma anladım diyorum..

"ben size yetmez miyim?.."
"...de ki Allah bana yeter..."  deniliyor...    yardım istiyorum

"gönlünüzdeki duyguları saklasanız da  açıklasanız da Allah bilir"

...

31 Mart 2013 Pazar

önemli görevler :)



23 nisan a hazırlanıyoruz kikiki kokoko yu hazırlamaya çalışıyoruz . hayvan rollerini dağıttık . horoz, tavuk, civciv, kedi, köpek vs.

Dilek : benim çok önemli görevlerim var nasıl başaracağımı bilmiyorum . öğretmen beni köpek yaptı ! :)))))

kaynaştırma öğrencim var. yeni yeni  3 - 5 kelimelik cümleler kuruyor. cuma günü biraz hasta biraz üzgünüm bir noktaya dalmışım. 
Begüm : ne düşünüyosun ?
ben : ne, ne dedin sen ?
Begüm: düşünüyosun , böyleee bakıyosun, bişey düşünüyosun 
ben : oyyy yerim seniii canım benim 
Begüm : aaa yiyecek beniiii, yiyecekk ,  diye gülerek uzaklaştı ilk defa soyut anlam içeren bişey söyledi. mutlu oldum, üzüldüm, ne bileyim değişik oldum.

bu sene velilerin yaptığı benimde kızdığım davranışları gösteriyorum.. 
bir şeye olmaz deyip sonra çocuklara kıyamayıp yumuşayıveriyorum..
işimle aramda çok fena duygusal bağ oluştu. beni önceki çocuklarımdan daha çok seviyorlar ve bu sevgi beni değiştiriyor.
yüzüme bakıp - lütfennn , dediklerinde kıyamıyorum  
evde saçlarını benimki gibi olsun diye ördürenler mi dersiniz, öğretmenimi çağır yatağımı görsün diye annesini her gün sıkıştıranlar mı ? eve gittiğinde bıktırana kadar beni anlatanlar mı ? bunlar beni daha bir raydan çıkarıyor :D 
işin kötüsü ayrılık vakti yaklaşıyor  :((

8 Mart 2013 Cuma

fırat tan kadınlar günü mesajı :))



kadınlar gününüz kutlu olsun ...

hüzün

bir oyuna rasgeldim her taşı yakup hüznü
anlat bu boşalmış at hüzündür
yanında kalfa çırak ben bir oyuncu tanıdım daha ataktı 
gördüm ki çatlıyordu kara kuzgun
kabusa beyaz bir su oyuluyordu
ve sabır olmasaydı yeryüzünde 
bir gün kalınabilir miydi ?.........

15 Şubat 2013 Cuma

yeliz beni sözün bitmediği yerde mimlemiŞ :))

eee söz bitmemişse muhtemelen ben daha 

konuşmamışımdır :))


http://sozunbitmedigiyer.blogspot.com
teşekkür ederimmmm 

kitap okumanın bendeki keyfi de tek sorudan oluşan mim 

kitap okumanın bendeki keyfide aslında yeliz e çok benziyor. kitabı bitirmeden kalkmayı istemem . sayfa sayısı çok olsa bile sürekli okur 2 - 3 gün içinde bitiririm. bitmezse soğurum. eğer süre uzuyorsa muhtemelen kitap sarmamıştır tabii. kitapta yazanlar kafamda canlanır, adeta filmini çekerim :)) kahramanlarla üzülür sevinirim. 
iyi yazılmış bir kitabın yerini hiç bir film tutamaz ...

2 Şubat 2013 Cumartesi

oluruna bıraktığım her şeyin sorumlusu sensin sıla...



büyük türk düşünürü Sıla, üstelik yarı azarlar tarzda  "oluruna bırak, her neyse geçer "  diyor .
geçmiyor 8 ay içinde aynı sıkıntıyı iki kere yaşamak fazla geliyor ...
hayat bana artık iyi davransa ...
ben oluruna bırakmayı öğrensem gerçekten ...
üzülmeye değmeyeceğine kalbim de inansa ...
insanın dıştan konuştuğu ile içi bu kadar mı çelişir...
bildiğin kuru kabadayıyım ben
sılanın şu duruşunun 4/1 bende şekil olarak değil muhteva olarak olsa bütün problem çözülecek aslında..

22 Ocak 2013 Salı

sevmeyi ondan öğrendik



Hz. Muhammed

olmasaydın olmazdık 
aşkı tanımazdık
salat ve selam ile doğum günün kutlu olsun efendimiz ...

16 Ocak 2013 Çarşamba

ayı derisinden post olmaz ...






dostlar vardır kötü günlerimizde yanımızda olan . dostluk kavramında en dikkat edilen noktadır bu.
dost dediğin kötü günde yanında değilse dostun değildir.
ama gözden kaçan bir nokta vardır çoğu zaman ..
aynı dostlardan bir kısmına sizin iyi günlerinizde bi haller olur 
duruşlarında, bakışlarında, tavırlarında bir değişiklik vardır
kendinize bile söylemeye çekinirsiniz 
sanki rahatsızlardır bir şeylerden...

insanın birinde gördüğü iyi bir şeyi kendisi içinde istemesinde "ben de istiyorum" demesinde hiç bir sakınca yok .
lakin sizde olması karşınızdakini rahatsız ediyorsa gözden geçirilmesi gereken çok şey var demektir. 
dostluk sadece kötü günü paylaşmayı değil sevincini de paylaşmayı aynı oranda ister 

burada birde madalyonun diğer yüzü var.
mesela iki bekarsınız ya da iki iş arayan arkadaş. arkadaşınız eş ya da iş bulur . birden değişir . sanki onun mutluluğunda gözünüz varmış gibi davranır ortada bir şey yokken. aramamaya sormamaya başlar. nişanını saklar falan. 
arkadaşlarımı o açıdan da değerlendiririm mutluluğunu kiminle paylaşıyor...
vel hasıl üzüntüyü paylaşmak kadar sevinci de paylaşmayı bilmek gerek karşılıklı. 
ve bütün bunları anlamak için ne yazık ki belli bir zaman ve durumlar serisi gerekiyor. 
iyi günde kötü günde birlikte yaşamı paylaşacağınız insanların olması çok büyük bir nimet ..