24 Ağustos 2013 Cumartesi

Şahane bir kadının gizli günlüĞü



olaylar 1800 lerin başlarında ingiltere de geçiyor. orta çağ aristokrasisi beni her zaman baymıştır.
fakat bu romanla anladım ki evet seyhan eskiden yaşasaymış asiller grubundan bir kostes, ne bileyim bir leydi neyin olurdu.

insanlar sadece toplumun durumuna göre davranmıyorlarmış bence. o ruh halindeki insanlar aynı çağda yaşadığı için toplumun yapısı öyleymiş. 
işte bizim roman kahramanı miranda da pek o çağa ait değil.

ama seyhan öyle mi o tam da o vakte uygun :)) ahhh o bir şato da olmalıymış :)) bütün ritüelleri eksiksiz ve büyük bir zevkle yerine getirirdi.

burada bir anımızı anlatmadan geçemeyeceğim
seyhan diyor ki : ben eskiden yaşasaydım kesin şatoda ya da sarayda yaşayan asil biri olurdum
ben düşünüyorum : ben eskiden yaşasaydım yani o çağda yaşayan biri olsaydım kesin şatoda hizmetçi olurdum :)))
bi kere o ruh bende yok, ben hayatı basit yaşayan biriyim. gereksiz ritüeller için  hayat çok kısa, bu insanlar sadece gel keyfim gel.

gel gelelim bende ağabeyime 
- kahvaltı saati geçti lordum. üzgünüm kaçırdınız bu hiç de kabul edilecek bir şey değil umarım bunun farkındasınızdır desem
karşılığında da 
- ah evet bunun için kendimi affetmem zaman alacak, çok üzgünüm, dese hiç de fena olmazdı :))

kitabın konusu iyi güzel. fakat 180 syf kadar lafı uzattıkça uzatan yazara insanın çemkiresi geliyor. 
sırf seyhan - ben biliyodum kusur bulacağını her şeye kusur bul, sesi yankı yaptı ondan devam ettim. tabi birazda merak.
400 sayfalık kitap biraz daha ustaca yazılsa ya da çeviri biraz daha güzel yapılsa böyle sakız gibi uzamasa hiç de fena değil aslında... 

kabalığım için beni bağışlayın, bu tür aşırı kibarlık bendeki çok az olan amiyane yönü ortaya çıkarıyor :))  

not 1: kadın şahane değil ama çekici, bütün kitap boyunca kadını eziklediler 
not 2 : ortada günlük neyin yok boşuna beklemeyin
not: 3 : bu kitaptan çok sayıda post çıkar dönemim özellikleri başta olmak üzere yazıdan da anlaşılabilir

7 yorum:

  1. Iyi ki pek begenmemissin o yuzden bi gunde bitirdin zaar. Bi de adim gecince link ver madem tum blog camiasi beni taniyor sayilmaz :)

    Syhn..

    YanıtlaSil
  2. yukarda adsız diyor be seyhanım :)) eee ancak hızlı okuyacağım ki hepsi bitsin değil mi

    YanıtlaSil
  3. İyi pazarlar dilerim. İzninizle bloğunuzu izlemeye aldım.

    YanıtlaSil
  4. yav nasıl yani bu kitap bir günlük değil mi?büyük hayal kırıklığı içindeyim

    YanıtlaSil
  5. bende de o hayal kırıklığı oldu ama iyi ki bir de günlüğü katmamış yoksa 400 sayfa değil 800 sayfa olurdu. ve ah tanrı seni inandırsın buna katlanabilir miydim bilmiyorum :)))))))))))

    YanıtlaSil
  6. Julia Quiin'in bütün kitaplarını severek okudum, dönem kitaplarını çok severim:=)O dönemlerde yaşamak isterdim, kabarık elbiseler, korseler, at ile göl kenarında yapılan gezintiler, maskeli balolar.... hepsi çok güzel:=)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. :)) bir kişi daha.. bakarsınız belki bir gün modası geri gelir o günlerin ;))

      Sil

yes comment ....