bu kitapta yine dönem romanı sevenleri için belki iyi olabilir. ama bu kitapların çevirilerinde mi problem var yazarda mı bilmiyorum. konular iyi çünkü roller iyi ama bir tudor serisindeki akış yok. sonunu merak ediyorsunuz ama kitapları okumak zor geliyor. şöyle bir baktım galiba filmi var ona da bakayım bildirim yaparım efem :)
olaylar 1800 lerin başlarında ingiltere de geçiyor. orta çağ aristokrasisi beni her zaman baymıştır. fakat bu romanla anladım ki evet seyhan eskiden yaşasaymış asiller grubundan bir kostes, ne bileyim bir leydi neyin olurdu. insanlar sadece toplumun durumuna göre davranmıyorlarmış bence. o ruh halindeki insanlar aynı çağda yaşadığı için toplumun yapısı öyleymiş. işte bizim roman kahramanı miranda da pek o çağa ait değil. ama seyhan öyle mi o tam da o vakte uygun :)) ahhh o bir şato da olmalıymış :)) bütün ritüelleri eksiksiz ve büyük bir zevkle yerine getirirdi. burada bir anımızı anlatmadan geçemeyeceğim seyhan diyor ki : ben eskiden yaşasaydım kesin şatoda ya da sarayda yaşayan asil biri olurdum ben düşünüyorum : ben eskiden yaşasaydım yani o çağda yaşayan biri olsaydım kesin şatoda hizmetçi olurdum :))) bi kere o ruh bende yok, ben hayatı basit yaşayan biriyim. gereksiz ritüeller için hayat çok kısa, bu insanlar sadece gel keyfim gel. gel gelelim bende ağabeyime - kahvaltı saati geçti lordum. üzgünüm kaçırdınız bu hiç de kabul edilecek bir şey değil umarım bunun farkındasınızdır desem karşılığında da - ah evet bunun için kendimi affetmem zaman alacak, çok üzgünüm, dese hiç de fena olmazdı :)) kitabın konusu iyi güzel. fakat 180 syf kadar lafı uzattıkça uzatan yazara insanın çemkiresi geliyor. sırf seyhan - ben biliyodum kusur bulacağını her şeye kusur bul, sesi yankı yaptı ondan devam ettim. tabi birazda merak. 400 sayfalık kitap biraz daha ustaca yazılsa ya da çeviri biraz daha güzel yapılsa böyle sakız gibi uzamasa hiç de fena değil aslında... kabalığım için beni bağışlayın, bu tür aşırı kibarlık bendeki çok az olan amiyane yönü ortaya çıkarıyor :)) not 1: kadın şahane değil ama çekici, bütün kitap boyunca kadını eziklediler not 2 : ortada günlük neyin yok boşuna beklemeyin not: 3 : bu kitaptan çok sayıda post çıkar dönemim özellikleri başta olmak üzere yazıdan da anlaşılabilir
madem bana da zorlama olmadan bir pas attığınız bari yazayım :D feride rolünde türkan şorayın hiç olmadığını daha önce söylemiştim. türkan sultan ın yerinde selvi boylumda , sultan filmlerinde nasıl bir başkası olmazsa , çalıkuşunda da türkan sultan olmamıştı. çok feminen kalmış feridenin dışardan görünen sert, fazla alaycı, umursamaz yapısına karşın içinde barındırdığı narin, duygusal kadını canlandırmak zor. aynı tadı vermek hele aydan şenerden sonra zor .
aydan şener role cuk oturmuştu. kenan kalav a pek diyeceğim yok . seyhan gibi ihsan karakterine de hiç takılmadım munise kitapta sarışındı mesela ama mine çayıroğlu çok iyiydi. bence fiziksel özelliklere çok takılmamak lazım seyhan der ki kıvanç tatlıtuğ olaydı kamran çok soğuk yapıda bir karakter değil ki mesela kıvanç ta yapı olarak bir soğukluk var. bence o hiç olmazdı. bakış, duruş daha önemli. alttaki bakışa bakın hele :))
veeee evett burak özçivit bence çok iyi duruyor şimdilik. ondan pek şüphem yok
amaaaaaa fahriye fiziksel özellikler ve duruş olarak iyi olur gibi görünmesine rağmen ses tonu ve mimikler açısından biraz endişeliyim bakın merve boluğur aslı enver bile düşünülmüş .... olabilir miydi ? kimbilir deneme çekimi yapmışlardır zaar görende filmin yapımcısı benim milyın dolar yatırım yaptım castı da biz kuruyoz sanır :)))))))) tek temennim diğer dizilerde olduğu gibi diziyi daha entrikalı daha uzun yapmak için içine abuk sabuk eklentiler yapıp rezil etmemeleri ....
"Evet her şeye rağmen seviliyordum, sevildiğimi de bilmiyor değildim; fakat bu bana kafi gelmedi. istedim ki çok, pek çok sevileyim, kendi sevdiğim kadar ki değilse bile - çünkü buna imkan yok - ona yakın sevileyim. bu kadar sevilmeye benim hakkım var mıydı? zannetmem kamran... ben küçük, cahil bir kızdım. sevmenin kendini sevdirmenin de bir yolu var, değil mi kamran? halbuki ben bunları hiç, hiç bilmiyordum... .... ben seni sevmesini senden ayrıldıktan sonra öğrendim. hatta yaptığım tecrübelerle, başkasını sevmekle sanma sakın. gönlümün içindeki derin, hazin, ümitsiz hayalini sevmekle... .... bütün olan geçen şeylere rağmen sen yine bir parça benimdin; ben bütün ruhumla senin.... " sevgili yazar arkadaşlarım reşat nuri güntekin in çalıkuşu romanı ile ilgili bir yazı dizisi hazırlamışlar. benim geç haberim oldu . çatladım tabi :) diziye tam yetişmem mümkün değil ama ben de en azından bu yazı ile biraz duygularımı aktarmak isterim. roman okumaya reşat nuri nin yaprak dökümü ile başladım. ardından çalıkuşu ... bana okumayı sevdiren o oldu. kadın ruhunu bu kadar iyi okuyan başka bir erkek yazar anımsamıyorum feride nin saf, çıkarsız içinde günümüz ifadesiyle "mantık" barındırmayan sevgisi okuyan herkesi mutlaka etkilemiştir.
dizi ya da film olarak herkesin yakışması romanın tadını vermesini beklemek zor. ama aydan şener in oynadığı dizi en iyisi bence türkan şoray hiç olmamış bence feride o kadar göz süzen bir tip değil ya hu :)) şimdilerde yeniden çekileceği söyleniyor. güzellik olarak evet fahriye evcen uygun gibi ama onun ses tonu ve mimikleri açısında biraz endişeliyim. doğru kadro ile olursa reytingleri alt üst edeceğine de eminim. ve fakat içine diziyi uzatmak için türlü atraksiyon katıp kitabın aslını yaprak dökümünde olduğu gibi dallasa çevirmemeleri gerekiyor ki bunun çok önemli olduğunu düşünüyorum. asıl yazı dizisi ile seyhan ve nabrutta :) http://seyhandan.blogspot.com/2013/08/resat-nuri-gultekin.html http://nabrutvebiz.blogspot.com/2013/08/part-1-resat-nuri-guntekin.html#comment-form
insan düşünceleriyle, hayalleriyle ne kadar ileriye gidebilir peki hayallerle gerçek arasındaki o ince sınırı ayıran aklın devre dışı kalması mı ? "rüyalarımızda kabuslarınızda aynı hayaller gibi beslersek canlı kalırlar." "hep sayılara inandım içinde bir mantık olan denklem ve hesaplara. ancak hayatım boyunca onlarla uğraştıktan sonra mantık ne dir ? diye soruyorum. buna kim karar veriyor. mantıklı nedenler yalnızca ama yalnızca gerçek sevginin gizemli denkleminde bulunabilir... sen benim mantığımsın ...."
yanınızda sizi her durumda seven birinin olması elbette ki harika ... sevdiklerimizle denenmemek dileğiyle... güzel film müthiş finallere bayılırım ;)
yaşamda geriye dönme ve bazı olayların akışını değiştirme şansınız olsaydı her şey düşündüğünüz şekilde mükemmel olur muydu? ya da bu olağan üstü büyük ve karmaşık yapbozun bütün parçalarını bir anda hesap ederek yerleştirmek mümkün olur muydu? nedenini sürekli sorguladığımız bazı olaylar belki de parçaların yerleşimi ile ilgilidir kim bilir.. hem bizim hayatımızda hem de ilgili diğer hayatlarda.. burada aklıma o çok özel sözler geliyor. "bir film yönetmeni bile bir sahnede fondan geçen insanları bile sebepsiz seçmeken Allah ın yaşamımızda olan biten olayları karşımıza çıkan insanları sebepsiz öylesine seçmesi düşünülebilir mi? " film 3 lü seri .. 1.mükemmel 2.beğenmedim birinci çok tuttuğu için öylesine çekilmiş sanki 3.izlemedim :) iyi seyirler izlemeyenlere...
hani çocuklar bir şeyi alıp bırakmazlar ya benim de benim, diye aynı onlar gibiyim ağlıyor zırlıyor bağırıp çığırıyor ama ısrarla bırakmıyorum kendimi yoruyor, eziyor, ezdiriyor ama bırakmıyorum yerlerde sürünüyor, etrafımı da rahatsız ediyor bırakmıyorun kendime telkinler veriyor, verdiriyor, o kötü at diyor dedirtiyor ama bırakmıyorum bana bakıp dalga geçen kıymetlime aldırmıyor bırakmıyorum içimde sürekli bir şeyler kırılıp dökülüyor gene de onu atacak kıymetini yok edecek kırılma gerçekleşmiyor yalvarıyorum kendime ne olur bırak bırak artık ne olur nasıl bırakmalı ne yapmalı.... içimdeki çocukla baş edemiyorum insanlar içlerindeki çocuğu böyle mi yok ediyor ? böyle böyle mi susturuyormuş...
cennetin kapısında bekleyen meleğin ismi Rıdvan Rıdvan: razı olan demek cehennemin kapısında bekleyen melek Malik Malik: sahip olan demek cennete girenler "razı" olanlar olacak cehenneme girenler "bu benim" diyenler olacak bu benim dediğiniz an korumaya almaya korumaya başlıyorsunuz.... insan, eşya, ilim, güzellik ... neyse... "benim dediğiniz an" kaybetme korkusu başlar... araya giren hırslar, kontrol etme duygusu size asıl "meseleyi" unutturabilir.... insanın kendini cehennemde hisseder ya bazen.. Allah diyor ya Kuran da " her kul cehenneme uğrayacak" dünyada da cehenneme uğrayanlarımız var... acılarla, kayıplarla, sınavlarla...
içimde hemen her tabakasına girip çıktığım bir cehennem var .. nefis öyle kuvvetli ki çıkmıyor ben benden... hallettim sanmıştım meğer bir adım yol alamamışım meğer ben çok sabırsızmışım... sürekli bağlanacak yer ararken asıl sevdiğimi çok mu gücendirdim acaba...