önemli bi karar veriyorsunuz ama içinize sinmeyen bir şeyler var...
ya doğru değilse ya daha iyisi olacakken kaçırıyorsam olacakları
ilk bölümde diyorsunuz ki evet insan içine sinmeyen bişeyler varsa vazgeçmeli
sonra zamanla fark ediyorsunuz ki çok doğru düşünmüşsünüz sadece iyi olmak ya da şartların uygunluğu yeterli değil.
sevilmek ve sevmek yeterli değil...
ama hayat öyle akıyor ki nankörlük etmek bazen elinizdeki gül gibi fırsatları da kaçırmanıza sebep olabilir
derken bütün bu genellemelerden aslında hiç birinin tam olarak doğru olmadığını görüyorsunuz...
"umut tükenmiş görünse de ikinci şans her zaman vardır ..
ya yoksa"
umut ve şüphe değil mi insanı hem hayata bağlayan hem hayattan alıkoyan..
kitabı böylesine güzelleştiren de bu galiba..
yalnız dikkatlerden kaçmaması gereken nokta sizin gerçek dostunuz olarak gördüğünüz kişiler de sizin onları gördüğünüz gibi görüyor mu sizi...
eşler değişebilir ama arkadaşlık bakidir. arkadaşlarınıza anılarınıza iyi bakın...
yıllardan yollardan sonra yine onlarla baş başa kalabilirsiniz.
not: arkadaşları konusunda bu şekilde davranan tek arı kişi benim sanırdım. romandaki kahramanda kendimi buldum bu konuda :))
Allah aynından ve beterinden saklasın ...