24 Temmuz 2013 Çarşamba

sami abi sen buna bi çözüm bul


...
yok yok sevmiyorum
sevmiyorum sevmiyorum
biz arkadaşız
sadece arkadaşız
o benim arkadaşım
sadece arkadaşım
şimdi gitsin....
biraz daha kalsın
hep kalsa olmaz mı
mutlu olsun
mutsuz olmasına kıyamam ki.....

15 Temmuz 2013 Pazartesi

Emrin Olur...

video
uzaktan sevmek nedir hz. vahşiye sorun...
görmeden sevmekten başka bir şey bu..
görmek ama yaklaşamamak ...
bakmak ama konuşamamak ...
sadece uzaktan sevmek, seyretmek, ağlamak...

öyle güzel yazılmış ki insan içinde hissediyor bütün bu acıyı...
hz. vahşi nin dilinden Efendimiz e yazılmış...
uhud savaşında hz vahşi henüz müslüman değildi ve Efendimiz in çok sevdiği amcasını pusuya düşürüp şehit etti..
bir süre sonra müslüman olup af diledi. Efendimiz kendisini affeder ama görmek istemediğini söyler...
hz. vahşi yıllarca sohbetine katılmaz hasretinden yanar tutuşur... bu ezgi onun dilinden yazılmıştır..
Efendimiz e neden lanet etmediği sorulduğunda "miraç da hamza ile ikisini kolkola cennete girerken gördüm" der.
hz. vahşi yıllarca ne yapsam da kendimi affettirsem, yüzüne bakabilsem, diye düşünür... Efendimiz ölünce ortaya çıkan yalancı peygamberi öldürmek ona nasip olur. o sırada hem Efendimizi hem de hz. hamzayı görür kendisine gülümserler... 
hz. vahşi artık utancından gidemediği "O na layık olmadan giremem" dediği Efendimizin kabrine girebilmektedir...

11 Temmuz 2013 Perşembe

Bir Cihan Kafes



neresinden başlamalı bilmiyorum anlatmaya bu kitabı
kitabından mı...yazarından mı ...
iclal aydın ın ilk romanı olmasına rağmen çok çok güzeldi ... o kadar ustaca o kadar güzel yazılmış ki nice ünlü roman yazarlarına taş çıkarmış... 
evet hepimiz benzer acılardan benzer ayrılıklardan benzer yollardan geçiyoruz..
fakat çok azımız durup bunlar üzerine düşünüyor ve çok daha az insan bunları bu kadar güzel anlatıyor...
"ah kimselerin vakti yok durup ince şeyleri anlamaya" dediği gibi şairin
"düğümlenmiş bir yün çilesiydi hayat" ve "her hikayenin kanı kendi damarları içinde akarken başkalarının rüzgarını, yağmurunu ve ne yazık ki kurşununu da isabet alır kimi zaman..." dediği gibi iclal in...
ve hatta bazen kendi hikayesinden çıkıp başka birinin hikayesinin içine giriyor insan...
işte benim için tam o yıllardı liseyi yeni bitiriyordum ve kendi hikayemden çıkıp bir başka hikayenin içine girdiğimi yeni yeni fark ediyordum.. "nasıl ki koza kelebeği bilmez halbuki kaderidir onun kelebek olmak.. ama eğer cesaret ederse sıkışıp kaldığı yerden özgürlüğe kanat çırpar.. işte budur insanoğlunun kaderi" der gibiydi hayat...
iclal gülümsüyor anlatıyor her şey güzel olacak diyordu
ilk yayın hayatına başladığı yıllarda hbb tv de izlemeye başladığım ışığına, hayatı anlatışına hayran olduğum her  çıktığı programda her yaptığı işte takip ettiğim, ne çok sevdiğim bilindiğinden doğum günlerimde hediye olarak kitapları alınan bu kadını evet hep çok sevdim. 
bazen azalarak bazen çoğalarak ...
" aşkta mesele şu ki ... o dönme dolap, adı üzerinde dönüyor... yükseliyor... alçalıyor... ama sen hep en tepedeki halini anımsıyorsun..."
sevgide de böyle aslında...
hissettiklerimizi nasıl güzel anlatıyordu. hayatının hemen her köşesini bildiğimden, nerelerden kimlerden nasıl alıntılar yaptığını bunları karakterlere nasıl anlattırdığını da bildiğimi düşünüyorum..

en güzel aşk hikayelerinin nasıl şekil değiştirdiğini, yakın bir dostun bazen insanın nasıl da ailesi olduğunu, bir hikayenin tarafların her birinin gözünden bakıldığında nasıl da şekil değiştirdiğini, suçlu "bu" dur dendiği anda tarafların nasılda kurban olduklarının ortaya çıktığını , hiç bir şeyin göründüğü gibi olmadığını göreceksiniz. insan ne istiyordu, bir çocuk bir kadın ne isterdi...sevgi sadece sevgi... bu olmazsa nasıl bir canavara dönüşür göreceksiniz... mutlaka okunmalı bugüne kadar okuduğum en güzel 5 kitaptan biri oldu.

kitapta hiç azalmayan tamam böyle gidecek derken insanı tekrar tekrar şaşırtmayı başaran bir akış var...
mutlaka ama mutlaka filmi çekilmeli bence ...

bu arada sonda birşeyler yarım kaldı hissi var ya işte o kitabın devamının geleceğinden ;)) en can alıcı noktaları söylemeden geçemeyeceğim
fırtına herkesin başında eser ama sadece bazılarının çiçekleri dökülür.
öleceğini bilen tek canlı, insan. ama unutuyor...
ölümü unuttuğun gibi unutsan ya o adamı..
ısrarlı mutsuzluk günahtır... isyandır...şeytanın nereden nasıl geleceğini bilemezsin.. kılık değiştirir...sen dua et kuzum...Allah dua eden kulunu güçsüz yalnız bırakmaz.. geçsin artık bitirmeyi bilin kederinizi...bir cihan kafes işte...geldin...kondun. kırıldı kanadın, yoruldun. nefesin bitti, gözünü yumdun. hepsi bu....

8 Temmuz 2013 Pazartesi

teselliler kitabı



konusu çok güzel fakat bir şeyler eksik sanki...
yazarın kafası karışık da tam toparlayamamış gibi...
güzel bir manzara ışık yetersizliği yüzünden görünmüyor gibi...

"insan insanın kurdu değil tesellisidir ..." evet 
"başlarına bir sıkıntı geldiğinde birbirlerine sabrı tavsiye ederler.." ve bu tavsiye insana ne kadar iyi gelir anlatamam..

bu konuda yazılan en güzel eser "musibetler ne söyler" bence ve muhammet bozdağın kitaplarından istemenin esrarı ile sonsuzluk yolculuğu..

dün cemaynur sargut un bir röportajını okudum..
annesinin cenazesinden gülüyordu bana da tuhaf gelmişti. eleştirilmiş.
o kadar büyük bir teslimiyet var ki..
babası hapse düştüğünde annesi 

 “Ay ne güzel, Hz. Yusuf’a eşlik ediyoruz. Çok şükür Allah’ım” diyerek secde etti ve bunun Allah’ın bize sunduğu imtihanlardan biri olduğunu anlattı.

diyor..
yani teselliyi tamamen Rabbin de bulmak daha da güzel olsa gerek...

"derman aradım derdime derdim bana derman imiş
burhan aradım aslıma aslım bana burhan imiş..."