30 Mart 2012 Cuma

brida


ruh eşi ruh eşi denilerek başlanan hikaye 
buram buram reankarnasyon reklamı kokmaya başlıyor.
ruh eşi değil sevgi önemlidir gibi tuhaf bir şekilde de bitiyor. 

29 Mart 2012 Perşembe

sakarlıktan nasibim 1

bende biraz sakarlık var galiba sanırsam
geçen gün elimde su ısıtıcı ile mutfaktan çıkıyordum acele ile sınıfa gitmek niyetim .
arkama baktım kapı kapandı mı diye yürüyorum da 
ama bütün bunlar bir kaç saniye içinde oluyor başımı önüme çevirmem ile birinin böğrüne fena çarptım
suyun bir miktarını da boca ettim haliyle . 
ne ara koridora çıkmış ve arkası dönük durmuştu ki
kim diye bir baktım  
en son çarpmam gereken kişi ...
müdürüm..
ben dehşete düştüm :)) 
"bir şey oldu mu" diye aynı dehşetle sordum :)) 
fakat müdür olmak böyle bişey galiba yerinden bile kımıldamadan 
"yok bişey yok " dedi özür dileye dileye ayrıldım olay mahallinden...
arada böyle sakarlıklarım vardır 
Allah beterinden saklasın bir haftadır gözüne görünmemeye çalışıyorum müdürün :)

22 Mart 2012 Perşembe

sarmısağı gelin etmiŞler 40 gün kokusu çıkmamıŞ


insani ilişkileri sadece çıkar ilişkisi olarak görüp "benim çıkarlarıma uygun değilsen hatır gönül saymam" diyenlere
40 gün taşıyıp 41. gün "biraz iner misin "dediğinizde yaptığınız her şeyi yok sayan buna mukabil kendisi başkaları için kılını kıpırdatmayanlara
hatır gönül saymayan insan kıymeti bilmeyenlere
yaşadığınız olumsuzlukları paylaştığınız insanların bi süre sonra bunları size karşı kullanmaya başlamalarına
komlexleri yüzünden kendilerini geliştirmek yerine "sen benim yanıma gel ben kendimi yoramam" alt fikriyle                          yerlerinden kalkmayan buna mukabil fesatlığı da elden bırakmayanlara  kendi eksikliklerini görmek yerine başkalarının açıklarını arayanlara

"SİNİR OLUYORUM VE KINIYORUM"

21 Mart 2012 Çarşamba

ey ruh çabuk gel




ben ben değilim sanki . o zaman ben kimim tarzı söylemler bana m. topaloğlu nu hatırlatıyor :)
çok gergin ve siinirliyim beni tam olarak neyin tetiklediğini bilmiyorum. ama içimden bir ses "bu sen misin" ? diyor
diğerleri " biz bunu tanımıyoruz" diyor
ben "kapatın çenenizi" diyorum.
insanın böyle durumlarda çevresinde anlayışsız insanların olması sizin sıkıntı duyduğunuz durumlara gülmeleri ayrı sıkıntı :(
bir kaç gündür 23 nisan çalışmaları var ben ölmek üzereyim :(
sabrım azalmış,içimdeki pasif olan pasif agrasif son derece aktif halde, dışarı yüzlerce voltluk negatif enerji verdiğime eminim.
bu arada mesajlarla ayarlarımın bozulduğunu öğrenen "ben tahammül edilemez biri oldum" dediğimde "sen kendini tanımıyosun ..." diyerek beni tekrar m. topaloğlu sendromuna sokan :)) lilim ve
 "bizde bir sürü abur cubur ve sütlü kahve var" diyerek mesajlar atan setüm paha biçilemez...

20 Mart 2012 Salı

mim li


nabrut cum beni mimlemiş
1.kendini seviyor musun ?
bilmiyorum bu soru beni düşündürür hep :) 
2.hoşlandığın şeyler ?
yürümek,ikindi vakitleri açık havada olmak,sevdiğim insanlarla birlikte vakit geçirmek
3.hedeflerin
 :)) yüksek lisans şimdilik
4.nefret ettiğin şeyler
bencillik,iki yüzlülük içten yanmalı insanlar yani :) 
5.ilham aldığın kişiler 
elma kurdu nam nam 
6.favori kitapların,şarkıların,filmlerin
simyacı,nietzsche ağladığında,aşkın mantığı olsa
kalbim ömürlük sende emanet, sevginin bir anlamı olmalı
inception
7.birisinin yazdığı ölüm notunu bulsanız ne yapardınız
kim yazmış diye bakardım
8.kendini tek bir cümle ile anlatır mısın ?
bir kurtcuk kelebek değil kuş olacak :)


bende
 aynur,çitlembik,bricitconsungünlüğü nü mimliyorum

19 Mart 2012 Pazartesi

sürprizleri severim aslında



sabah kendimi yorgun halsiz ve mutsuz hissederek gittim okula.
sınıfa girdiğimde çocuklar masanın altına girmişlerdi. 
"hayırdır ne yapıyorsunuz çıkın masaların altından çabukkk çabukkk" dedim 
çıktılar yazık :))
"sana resim yaptık" diyerek yanıma geldiler. evde yapılan resimler verildi.
"ayy ne tesadüf herkes aynı gün yapmış"
"aslında deminde sürpriz yapıyoduk , biz dün anlaştık plan yaptık bu gün sana sürpriz yapmak için"
kendimi nasıl tuhaf hissettiğimi anlatamam. 
gün aydınlanıverdi sanki. 
ben nasıl duymamıştım konuştuklarını . 
halbuki sınıfta ne konuşulursa hemen hepsini duyarım :)) 
öğrenci olanlar varsa aklınızda olsun sınıfta konuşulan hemen her şey duyuluyor :))  
bu günü unutmayacağım güzel bir anı oldu. 
bu sene çocuklarımı çok seviyorum mükemmel oldukları için değil
yorucu lakin çok tatlılar bir kere daha anladım sevgi bulaşan dağılan bir şey...

16 Mart 2012 Cuma

nabrut ve aynur has blogerlar













seyhan nabrut ne demek 
bilmiyorum sorsaydın ya
evet bi sorayım
niye soruyosun sen ismini söyledin mi 
açıklayan var açıklamayan var
..........
seyhan  nabrut kayboldu !!
nasıl yani ?
baktım yok kapatmış..
seyhannn nabrut gitmiş biz şimdi onun kim olduğunu nereden bilcez ?
!!! ????
nabrut ben senin headar daki kızı sen sanıyorum . ne güzel gülüyo başörtüsü hülya koçyiğit in eski türk filmlerinde taktığı  başörtülerine benziyo. o zaman bu ne biçim başörtüsü takmak diye düşünürdüm ama şimdi herhalde o  vakitleri hatırlatıyor ki hoşuma gidiyor.
mutlu oluyorum


birde aynur var  
ince düşünceli çevresindeki insanları önemseyen onları her daim düşünen onları seven kendi ile barışık
duygusal olmasına rağmen pek belli etmeyen dışardan ne iş yapıyor diye sorsalar kesin öğretmendir diyeceğim bir arkadaş 
belli belirsiz bir hüzün de var sanki  ama kontrolü elinde tutmayı biliyor 
bu iki isim olmasa blog işini bırakabilirdim sanırım tanıdığıma çok memnunum 


şimdi soruyorum sevgili dostlar ikinize mim gibi bişey olsun bu
1. burcunuz 
2.en çok sevdiğiniz 3 arkadaşınız
3.en çok özlediğiniz yaşınız
4.hayat felsefeniz
5.hayattan beklentiniz
6.olmasını istediğiniz 2 şey
7.blogun hayatınızdaki yeri
8.sizi mutlu eden 3 şey

haydi bakalım

15 Mart 2012 Perşembe

"her seçiŞ bir vazgeçiŞtir"





yeni kararlar alma vakti galiba
taşınamayanları bırakmak gerek 
"güçlü olmak bazen vazgeçmeyi bilmektir"
geçmişte bırakıp bugünü bugün yaşayabilmek gerek artık....


"hayatımın parçalarını nasıl biraraya getireceğim konusunda en ufak bir fikrim bile yok. nereden başlamalı ki ? 
başı ve sonu içiçe geçmiş bir hikayede ortaya çıkacağı anı karıştırmış bir kahraman gibiyim...
nereden ortaya çıksam yanlış karedeyim"....


vazgeçmek geride hüzün bırakır... 

12 Mart 2012 Pazartesi

cemre ler nerede ?



1. cemreler havaya suya değil direkt öğrencilerin başına düşüyor. bahar onlara geliyor içleri kıpır kıpır. hava buz gibi.
2. sevgili anneler çocuklarının ağzını burnunu soğuk havalarda kapatsalar. yazlık ve kışlık kıyafetlere dikkat etseler. hasta olan çocukları okula göndermeseler hepimiz için iş kaybı daha az olacak 
3. haftalardır kayıp olan ve hakkında epey senaryo yazdığım nabrut geri döndü. pek sevindirik oldum.
4. aşağıdaki şarkıyı 3 gündür dinliyorum müzik hakikaten terapi gibi ya hu nasıl iyi geliyor bana melodisi yusuf güney in de hakkını vermek lazım 
5.gece gündüz birbirini çok hızlı kovalıyor. ben de hep uyumak istiyorum. oysa ki okunacak kitaplar var yapılması gereken işler ... kendime eziyet mi ediyorum ne hiç birine mecbur değilim aslında. ama yapmayınca kendimi kötü hissediyorum. işte insana rahatın batması böyle oluyor.
yaş ile beraber yılların hızı mı artıyor ne ?...

9 Mart 2012 Cuma

7 Mart 2012 Çarşamba

beyazlayan saçlar



saçlarıma ak düşmeye başladı.
henüz azlar bende kesiyordum köklerinden o bir kaç teli...
düne kadar dün birden kesmemeye karar verdim .
beni rahatsız etmelerine izin vereceğim..
ki geçen zamanı her aynaya bakışımda bana hatırlatsınlar
zamanımın mühim bir kısmını gençlikteki en taze yıllarımı harcadığımı harcamakta olduğumu bana unutturmasınlar...
zaman değil sen geçiyorsun dünyadan unutma desinler bana...


Hz.Ömer haife olunca adaletten ayrılamamak için bir yol düşünür .
çözümü her gün ölümü hatırlamakta bulur ve kendine ölümü hatırlatacak birini tutar. görevli her gün bir kaç defa "ya Ömer ölümde var " der. aradan geçen zamanla bir gün sabah Hz.Ömer saçında beyaz bir tel görür. 
görevlendirdiği adamı çağırır
 "artık sana ihtiyacım yok, şu saçımdaki beyaz tel var  ya işte o bundan sonra senin görevini yapacak ve bana ölümü hatırlatacak " der...
meğer hayattaki en önemli şey anı yaşamak vakti iyi değerlendirmekmiş...
bunu yolu bazen hatta çoğu zaman öleceğimizi unutmamaktan geçiyor..
son olarak efendimiz buyuruyor ki: "beyazlayan her saç teli için mümine ya bir sevap yazılır ya günahı silinir ya da derecesi artar..." 

2 Mart 2012 Cuma

Şarkılara sordum....

şarkılarda dinlendikleri dönemlerin anıları gizli
her bir seste nakış nakış işlenmiş anılar
anılar unutulsa bile tatları,kokuları şarkıların içinde 
yeniden dinlendiğinde hep aynı tazelikte
hemde alakalı alakasız

çok küçüğüm 
tek kanallı dönemler Türk sanat müziği ağırlıklı eserler söyleniyor
bazen koro bazen tek ama pek ciddi ve uykusu gelmiş amcalar teyzeler :))
çok sıkılıyorum...
annem ısrarcı ve pek seviyor
gündüzleri de o söylüyor
"şarkılara sordum söylemediler
anılara yalvardım bilemediler
ufukları aradım görünmediler
izlerini nerede bulurum senin"...  
diyor...
neyse ki bir süre sonra kanallarla birlikte şarkılarda çeşitleniyor..

ilkokul yılları
Yonca Evcimik söylüyor
9.15 vapuru... onun gibi dans etmeye çalışıyoruz.halimiz epey komik olmalı...
öğretmen "kim şarkı söylecek"  diyor
Serkan 3 yıl boyunca her defasında M.F.Ö den
mecburen i söylüyor :))
"işe gitmek mecburen eve dönmek mecburen
mecburen mecburen mecburiyetten " 
son iki yıl o  "ben söyleyeyim öğretmenim" dediğinde 
biz "hayırrrrrrrrrrrrrr" derdik o yine de söylerdi :))

İzel-Çelik-Ercan grup daha o zaman
ama bizim gibi düet yapamıyorlar :))
büyük meşe ağacında salıncaktayız bütün gün
"bir kadeh ya da tek bir sigara 
anlatırdı derdimi sana
hüzün dolu sessiz geceler
sen yokken dost olurdu bana"
diyoruz ...
yıllar sonra bi gece mesaj geliyor
"çabuk Beyaz ı aç İzel bizim şarkımızı söylüyor...
İzel değil sanki biz söylüyoruz hala meşe ağacında ikindi vakti salıncakta...

ortaokullu yıllar 
Oya Bora çalıyor her yanda 
son sınıflardan bir çocuk teybi omzuna almış sınıflar arkasında pikniğe gidiyoruz..
Burak Kut un benimle oynaması
Emrah ın haydi şimdi gel lerini atlamak olmaz
son sınıf "haydi söyle onu nasıl sevdiğimi,haydi söyle.." diyor Tatlıses
...
ben pek arabesk sevmem oysa fakat sıra arkadaşım sabahtan akşama
İbrahim Erkal söylüyor
sen canımdan da candın hiç bitmeyecek sandım...
sıramıza çok sevdiğim ikindi vakti güneş vuruyor 
Nur anlatıyor ben dinliyorum..

üniversite..
Yıldız parkının önünde trafik sıkışıyor,kulaklarımda kulaklık
 bir an gözüm parkın merdivenlerine takılıyor....
"bir gün gelipte karşıma çıkınca başkası varsa dilinin ucunda anlatma"
diyor Mustafa Sandal

okul kantinindeyiz...
Candan Erçetin nin bütün şarkıları dönüyor sabahtan akşama kadar
müzik makinesinin üstüne dayanamayan biri yazmış
"arkadaşlar yeter artık ne olur çok seviyorsanız kasetini alın işkence oluyor artık" :))

"söz vermiştin bana,yanı başımda yaşlanmaya" diyor 
biliyormuş gibi hain dostun ne yapacağını
dostun kendi de biliyor olmalı ki
Okan Bayülgenin şiirini okuduğu 
"duracağım burda gidişini seyredeceğim
kıpırtısız sakin görüneceğim.."....
"Soner Arıca dan ayrılık şarkısını dinlerken aklıma sen geliyorsun"
diyor bana ...  doğru çıkıyor..
"ben ne çok hata yapmışım meğer
seni yokken var saymışım meğer..."

Mecidiyeköy deyim otobüste ..
"aldığım nefes yarım kesildi can damarım
söyle bana bir tanem sensiz nasıl yaşarım" diyor Gökhan Özen 
içimde gerçekten bir sızı

Atolyedeyiz  müzik dinlemek serbest 
Göksel "seninde saçına aklar düşecek
pişman olacaksın günün birinde" diyor

bir tüneldeyim karanlık bir zaman tüneli
her köşesine gittiğim her yerde çaldığı için 
"aşka yürek gerek" damgasını vuruyor oysa alakasız durumla
şarkıyı dinleyince tekrar aynı sıkıntıları yaşamış gibi oluyorum

kar yağıyor çok üşüyorum
staja gidiyorum, gözyaşları yanaklarımı yakıyor...
Kayahan dan"bizimkisi bir aşk hikayesi" çalıyor. 
dinledikçe üşüyorum hala ....

Feridun Düzağaç söylüyor
f.d ...... duraktayım şemsipaşa da yeni atanmışım  
arkada seyyar bir kasetçi çalıyor şarkıyı 
içimde hem sevinç var hem hüzün
"ah ne az duydum ne kadar az söyledim
işte bu yüzden uzun uzun seni seviyorum de" 
çok seviyorum bu şarkıyı hala...
aynı sevinç aynı hüzünle...

akabinde "çabuk olalım aşkım diyor Yıldız 
mezuniyet,kpss,atama başvurusu
ve okuldayım müdür ün odasında ikram edilen çayı içiyorum,
çay tabağı düşüyor bardağın altından :)) 
odadaki herkes bana bakıyor ama Yıldız aldırmıyor :)

çok yakından geliyor sesleri
"saçmalama n'olur çare çok nasıl gidersin..
başkaları görmez ,bilmez o nasıl bi duygu,
al elini kalbime koy işte gerçek bu.."

"aşk herşeye değer
seninle anladım
bin yıl geçse sürer içimde rüzgarın"

uzakta ama çok yakından...
"geçtim düşler sokağından 
bir gece vaktiydi"
"ah küçücük gemi sulara attın şimdi kendini delisin
ah yakarlar seni dönmezsin bir daha geri delisin"...

bu şarkının içinde bir şeyler var beni anlatan 
bana ait olan ...
"hadi çık gel bul bi bahne 
birazcık heves biraz cesaret
ilk günki gibi duruyor hala 
kalbin ömürlük bende emanet


bir yıl kadar olmuş
boğaz uzaktan görünüyor
lilimle beraberiz şarkıların anılara yerleşmesinden bahsediyoruz
"bak bu şarkıda çok güzel diyor" o 
Sıla " oluruna bırak her neyse geçer
hayata zulmedip üzülmeye mi değer " diyor
her dediğinde daha da eziyor insanın içini...

sürüyor...
bitişler,başlangıçlar,zor yollar,yalnızlıklar,yorgunluklar 
hüzüne boyanmış yıllar siniyor şarkılara
çoğu aşk şarkısı gibi görünür
değiller oysa... 

şimdi yıllar sonra dilime takılıyor 
nasıl ezberlediğimi bilmiyorum..
en çok o yakıyor

"şarkılara sordum söylemediler
anılara yalvardım bilemediler
ufukları aradım görünmediler
izlerini nerede bulurum senin..."