29 Ekim 2011 Cumartesi

ben de cadı oldum :)))

ahh ahh ben cadı olacak insan mıydım ? :))) 
ama oldum :) 
bir de hoşuma gitti ki :))
hatırladıkça hala gülüyorum :)) 
meğer ben gerçekte cadıymışım ya hu :))
vardı özümde biraz ama belli etmiyordum demek 
geçen sinyallarini verdiğim sürprizi başarıyla gerçekleştirdik.
seyhan cım pek mutlu oldu. :)) 
kızar mı demiştim ama neyse ki kızmadı. 
herkes masallardaki kahramanlarla kendini özdeşleştirir ama kimsenin kötü kalpli kurt ya da cadı olmak isteyeceğini sanmıyorum.
fakat cadı şapkalarına da bayılırım .
düşes ruhlu setüm pamuk prenses oldu ben de cadısı :)) 
ömrüm oldukça unutamayacağım çok güzel bir anı oldu ...
canım arkadaşım nice yıllara iyi ki doğmuşsun iyi ki varsın
(not: ben dedim prens yok dedim, olmaz böyle dedim, birini bulalım dedim, ömrümüz yetmez diye düşünüp vazgeçtik :))   )

27 Ekim 2011 Perşembe

sürprizzzzz :)

genelde herkes özellikle de kadınlar sürprizlere bayılırlar 
hatta sevdiklerine arada sitem ederler
 " hiç bana sürpriz yapmıyosun , ne kadar monotonuz" 
falan diye ...
yapıldığında da çok mutlu olurlar sürpriz severler : )
işte ben
sürprizleri sevmem 
sürprizler beni aptallaştırır.
duruma adapte olmam şaşkınlıkla birlikte zorlaşır ve mutlu olamam hatta bazen mutsuz olurum :)
her şeyi kontrol altında tutma çabası mıdır ? nedir bilmem.


şimdiye kadar tanıdığım tek sürpriz sevmeyen kişi seyhan :)
burcumuzdan mı ne bilmiyorum ? o da hiç sevmez 
bu sefer işi daha ileri götürdü .
"doğum günüm için sürpriz istemem , 
eğer bişey yapmak istersen sen bana söyle , ben sana ne yapacağını söyleyeyim" dedi. :)))
 iyi fikir aslında
normalde de bişey yapacaksak önceden haber veririz birbirimize .
fakat bu sene işler değişik olacak herkes için :)
bu yıl sürprizler yılı olsun ama bana değil ...
"bu sene çok üzüntü var ülkemizde kutlamayalım" dedi
ben de düşündüm zaten çalgılık çengilik bi durum yok .
"ya bir daha birlikte kutlayamazsak" birlikte olduğumuz zamanları iyi geçirelim diye düşünüyorum.. dedim..
fekat başına geleceklerle ilgili bişey anladığını sanmıyorum :) 
bende söylemeden zor bekliyorum heyecanlı bir iş ya ille söylemem gerek .. 
yine de ağzım sıkı ama :) bakak görek :))

26 Ekim 2011 Çarşamba

lilim :)

lilimle görüştük bugün . 
onu gördüğüm zaman, birlikte vakit geçirince çok mutlu oluyorum. 
onunla konuşunca, görüşünce
üstümde ne kadar olumsuz duygu varsa geçer, 
üzüntü keder varsa hafifler.
iyileştirir beni .. 
canım arkadaşım bi tanecik lilim :))


not: 
böyle şeyler söyleyince kendimi ilkokul çocukları gibi hissediyorum. benim gibi çok ne hissettiğini söylemeyen ve soğuk nevale görünen biri için durum daha da komik oluyor.
ilkokulda, ortaokulda hiç böyle değildim :))
kızlar her yere birlikte giderlerdi (tuvalete bile )
birbirlerinden ayrılmazlardı kınadım mı nedir :)) çok samimi arkadaşlarım oldu.
ama bu kadar suyunu çıkarmamıştım :) 
konuştum da konuştum yine bu gün... 
önceden de çok konuşurdum ama şimdi sadece onun yanında bu kadar çok konuşuyorum . 
yanında kendimi çok iyi hissediyorum .
lilimi çok seviyorum 
"hayat yaşadığınız anlardan ibarettir" diyordu bir hikaye de yaşamaktan mutlu olduğum anları kaydedeyim ben de :) 
hikaye de başka zaman ..

unutmak

unutmak fiili çok geniş bir alanı kapsıyor.
unutulmuşsak bazen kırılıyoruz bazen kızıyoruz,
unutmuşsak bazen üzülüyoruz bazen tühleniyoruz,
ama unutmak bir yanıyla da nimet herşeyi aklımızda tutabilsek hep en canlı haliyle 
sadece mutlulukları değil hüzünleri, kederleri, kayıpları, acıları ... 
unutmak bir yanıyla da iyi ki var...
tabi elinizden geleni yapmışsanız vicdanınız varsa ve rahatsa ...

25 Ekim 2011 Salı

:(

bir anda bütün hayatınız değişebilir.
siz planlar yaparken, hayal kurarken ...
bir yerden bir yere gitmişken, bir yere gidip dönecekken, birileriyle birlikteyken ...........
her şey bir anda değişip hayat başka bir yere akmaya başlayabilir...
ya da durabilir ...
herşey her an hepimizin başına gelebilir ...
bazıları için artık hiç bir şey eskisi gibi olmayacak.......

19 Ekim 2011 Çarşamba

Bu da geçer ...

Sultan Mahmut, 
kendisi için çok değişik bir yüzük yapılmasını ister.
yüzüğün üzerinde öyle bir şey yazsın ki
mutsuz olduğunda umudu tazelensin,
mutlu olduğunda kendini rehavete kaptırmasın
her durumda bi karar tutsun onu...
bir çok yüzük yapılır ...
ama hiç biri olmaz.
sonunda sade bir yüzük gelir.
Sultanın gözleri yüzüğün taşındaki yazıya takılır ...
aradığı şeyi bulmuştur. 
yüzüğün taşında 
"bu da geçer ya hu"   yazmaktadır...


yarın, bugün geçmiş olacak.
bir sonra ki gün yarın da dün olacak.
kimler görecek bu günü, yarını kimler için bu gün "geçmiş" olacak bilmiyoruz.
bekliyoruz bir tarihi bir de bakıyoruz geçeli aylar olmuş.
zaman akıp geçiyor... 
pişmanlık olmasın hiç, kayıplar olmasın, ayrılıklar olmasın...
yarın bu günden güzel olsun... 

17 Ekim 2011 Pazartesi

gönül sohbetleri


tasavvufla ilgilenenler için güzel bir kitap
mevleviliğin gerçek temsilcilerinden Ö. T. İnançer in katıldığı programları izlemek büyük keyiftir. bilgili insanları dinlemeyi çok severim benzer tadı Ümit Meriç te verir. o da başka vakit inş.
tavsiye ederim meraklılarına ...

14 Ekim 2011 Cuma

patates çorbası



patates çorbası üzerine yaptığım doktora çalışmaları sürüyor efenim. bir çok değişik tarif var .
adı patates çorbası olduğundan tek düze olurmuş gibi geliyor. 
oysa hangi türü olursa olsun bilmeyen kişi içinde patates olduğunu anlayamıyor. 
tadı bu kadar farklılaştıran şey terbiyesi .


mesela
sütlü terbiye var, yoğurtlu terbiye var
bu terbiyelere unun kavrulup koyulanı var kavrulmadan karışanı var
yumurta sarı katılanı, salça kavrulup katılanı
tavuk suyu ile yapılanı, et suyu ile yapılanı var
yani var da var....
peki tatları nasıl ? 
bir kere ben kırmızı et kullanılarak yapılan çorbada sütlü terbiye tavsiye etmiyorum
sonra tariflerde bir kaç adet patatesten bahsediliyor
eğer orta boy tencere ise ve un katılacaksa  patates sayısı 1 adet bilemedin 2 adet orta boy dan oluşmalı...
yoğurtlu tariflerde 1 adet limon diyor ben, sakın diyorum :))
yoksa limon çorbası oluyor yarım ya da çeyrek yeterli
patatesler rendelenmeli ve kesinlikle süzülmeli ...
yoğurtlu ile sütlünün tatları birbirinden çok farklı tabi et suyunun cinsi de tadı değiştiriyor
tarifler her yerde var ben püflerini verdim umarım ilgilenenlerin işine yarar bende unuttukça bakarım ...
tercihimi ; kırmızı et suyundan (ama suyun tamamı et suyu olunca ağır oluyor) ve yoğurtlu kavrulmuş unludan yana kullanıyorum :)

10 Ekim 2011 Pazartesi

mimar sinan ile mihrimah sultan aŞık değiller sadece arkadaŞlar :)

bir kitap okudum "iki cami arasında beynamaz" deyimi geldi aklıma 
boşuna gelmemiş meğer :)
neyse kitaba gelelim ... 
niye okudum demiştim ama şimdi düşündüm de iyi ki okumuşum...
yukardaki atasözü ile ilgili pek çok ışık yandı kafamda....
şimdi onları geçelim etraf aydınlansın biz gelelim kitabaaaaa...


aşk ın yüceltilmesi uğruna tarihte yer eden gerçek kişilerin
 (muhasebede tüzel kişiler ve gerçek kişiler var ya o geldi aklıma, bu gün nedense kırk tilki kırkının da kulpu kırık tilki var kafamda) romanlarda,filmlerde aslında olmadıkları şekillerde yansıtılmalarına son derece karşıyım. 
kendileri burada yok diye niye arkalarından konuşuyoruz canım :) iftiraya uğruyorlarmış gibi geliyor.
bu eserlerin, sahiplerine göre yazıldıkları bunların hayal ürünü olduğunu söyleyereyerek destekleyenler var.
tarihi kişilerle yapılan çalışmaların biraz aslına uygun olması gerekmiyor mu ?
bu kahramanları hayal kahramanlarıyla bir tutmak doğru mu ?
bu kişiler bunu hak etmiyor mu ?
sizin hayatınızı birileri çekse ya da kaleme alsa aslına uygun olsun istemez miydiniz ? 
bu konu uzar pek empatik gördüm kendimi. 
burada değinmeden geçemeyeceğim bir diğer önemli konu bunların ne kadar tarihi kahramanlarla yazılsa bile hayal ürünü olduğunu bilmeyen bir sürü insan var. 
çocuklar ,gençler, kendini genç hissedenler var .
mesela uzun zamandır Mimar Sinan ile Mihrimah sultanın aşkı! dan bahsediliyor.
böyle bir aşk yoktur olmamıştır. Osmanlı Devletinde kadınlar saç baş açık ordu içerisinde atla koşturur mu ? desem kaçınız evet der !! 
muhteşem yüzyıla hiç değinmiyorum...
bu camilerin yapımını Mimar Sinan belirlememiştir. 
olayların akışı farklıdır. lakin konu uzamaktadır :) 
sıradan bir tarih bilgisine sahip olan ben biraz okumak ile bu bilgiye sahipsem yazarların olmaması tuhaf geliyor... 
biliniyorsa neden buna uygun davranılmıyor...
diyeceğim o ki ey okuyucu her şeye inanma araştır , şüpheci ol ...







5 Ekim 2011 Çarşamba

bana yeni bir ben lazım

içimde bi sıkıntı var . 
huzursuzum ...bişeye canım sıkılmış.
düşünmeden bulamam. düşünmekte istemiyorum .
bir çok sebep çıkıyor. mutsuz olan arkadaşıma mı, hasta olan arkadaşıma mı,hatalarıma mı , kendi işimdeki pürüzlere mi acaba neye takıldım ben...... rahat , olayları hemen sindiren , takmayan , dert etmeyen biri olmak istiyorum. ama nasıl ? 
gamlı baykuş değil birazda ağustos böceği olmak istiyorum. bu yaştan sonra nasıl olacak bilmiyorum...

2 Ekim 2011 Pazar

stay



konu:


geçirdikleri kaza sonucu annesi, babası ve sevgilisinin ölümünden kendini sorumlu tutan hayalle gerçeği birbirine karıştıran ve psikoloğa "beni takip etme ikimzde kaybolacağız" mesajını veren genç adamın hikayesi...

nette :
Filmin açılış dakikasından itibaren gerçek üstü bir dünyaya giriş yapılıyor ve izleyici her dakika biraz daha derine götürülüyor. "İzleyenler için şunun açık ve seçik belli olmasını istedim. ...İlk dakikadan son dakikaya kadar bu hikaye aaslında gerçek değil..." diye yorumluyor bunu yönetmen. "Ana karakterlerin bu sürreal hikaye içinde dolaşmalarını sağlayarak, hayal ettiğimiz gerçeklik konusunda manipulasyon yapmadan hikayeye katılmalarını istedim." 



bende diyorum ki niye doğru dürüst bişey anlamadım :) 
ah ah yaşlanıyorum yine filmin sonuna önceden bakmayı unutmuşum :) 
baksaydım herşey az daha anlaşılır olacaktı ... 
peeek karışık bir film olmuş .
filmin konusu ile ilgili bile değişik yazılar var nette o derece yani :))


işte repliklerden kesitler 
artık neyin gerçek olduğunu bilmiyorum...
gördüklerimin hangisi gerçek ...
budistler haklıymış dünya bir yanılsamaymış...
etrafına bak bu bir rüyaysa bütün dünya içinde.......